61 YILDIR SUYUMUZ ENERJİYE DÖNÜŞÜYOR | Enerji ve Maden Dergisi

61 YILDIR SUYUMUZ ENERJİYE DÖNÜŞÜYOR

21 Eylül 2015
Comments 0

Etiketler , , , , ,

4 Ana sektörde yoğunlaşan faaliyetleriyle Türkiye’nin su gücünü 61 yıldır enerjiye dönüştüren, ülkemizdeki su kaynaklarının plânlanması, yönetimi, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu en yetkili kuruluş olan DSİ Genel Müdürlüğü’nün projelerini, DSİ Genel Müdürü Sayın Ali Rıza Diniz’den dinledik.

çokal_barajı

DSİ Genel Müdürlüğü, 1954 yılından bu yana kanunlardan aldığı güçle, su kaynaklarından faydalanarak enerji üretimi konusunda çalışmalarını devam ettirmektedir. Geçen 61 yıllık süre zarfında DSİ tarafından 65 adet HES tamamlanarak işletmeye alınmıştır.

Öncelikle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nü (DSİ) daha iyi tanımak isteriz. Faaliyet alanlarınız nelerdir?

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, ülkemizdeki bütün su kaynaklarının plânlanması, yönetimi, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu, Merkezi Yönetim Bütçesine tabii özel bütçeli yatırımcı bir kuruluştur.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlıdır. Çevre ve Orman Bakanlığı 04/07/2011 tarih ve 27984 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 645 sayılı KHK ile faaliyetlerini Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı olarak yürütmektedir. Bir kamu kuruluşu olarak kendine verilen; taşkın koruma, sulu ziraatı yaygınlaştırma, hidroelektrik enerji üretme ve büyük şehirlere içme suyu temini yanı sıra ‘Belediye Teşkilâtı Olan Yerleşim Yerleri’ne de içme suyu temini gayelerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi bakımından, söz konusu dört maksadın ortak noktası olan baraj çalışmaları konusunda öncelikli faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu sebeple DSİ Genel Müdürlüğü ülkemizde barajlar yapan bir kuruluş olarak bilinir. Aynı zamanda ülkemizdeki su kaynaklarının çeşitli kullanım maksatlarına tahsisinde de otorite kuruluştur.

DSİ Genel Müdürlüğü faaliyetlerini; 6200, 167 ve 1053 Sayılı Kanunlara göre yürütür. Bu kanunlar aşağıda özetlenmiştir: 28/02/1954 tarih ve 6200 Sayılı Teşkilât ve Vazifeler Hakkındaki Kanun ile;

  • Yeraltı suyu etüt ve araştırmaları için kuyu açmak veya açtırmak,
  • Yeraltı suyu tahsisi yapmak,
  • Yeraltı sularının korunması ve tescili,
  • Arama, kullanma ve ıslah-tadil belgesi vermek,
  • 03/07/1968 tarih ve 1053 Sayılı Ankara, İstanbul ve Nüfusu 100.000’den Büyük Şehirlere İçme Suyu Temini Hakkında Kanun ile;
  • Baraj ve isale hattı,
  • Su tasfiye tesisi inşaatları,
  • Su depoları yapmak görevleri DSİ’ye verilmiş iken, 18/04/2007 tarih ve 5625 sayılı Kanun ile 1053 sayılı kanunun 10. maddesinin değişmesi neticesinde nüfus kriteri kaldırılarak Belediye teşkilatı olan tüm yerleşim yerlerinin içme, kullanma ve endüstri suyu ile gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımında DSİ yetkili kılınmıştır.

Türkiye’de birçok enerji yatırımı toplumun bazı kesimleri tarafından tepki çekse de Ülkemizin geleceği açısından gerekli görülerek, bu yatırımlar ilgili kurumlar tarafından gerçekleştirildi ve devam ediyor? DSİ olarak bu konuya bakış açınızı merak ediyoruz. Enerji yatırımları neden gerekli?

Elektrik enerjisi tüketimi, ekonomik gelişmenin ve sosyal refahın en önemli göstergelerinden biridir. Enerji arzının sürekliliği ve güvenirliği ekonominin gelişmesinde vazgeçilmez bir faktördür. Bir ülkede kişi başına düşen elektrik enerjisi üretimi ve/veya tüketimi, o ülkedeki hayat standardını yansıtması bakımından büyük önem arz etmektedir.

Dünyanın yarı kurak bir coğrafyasında bulunan ülkemiz için ‘su’ hayati önem taşımakta olup, DSİ Genel Müdürlüğü, su kaynaklarından faydalanarak enerji üretimi konusunda kurulduğu yıl olan 1954 yılından bu yana kanunlardan aldığı güçle çalışmalarını devam ettirmektedir. Geçen 61 yıllık süre zarfında Genel Müdürlüğümüz tarafından 65 adet HES tamamlanarak işletmeye alınmıştır.

Bu dönemde “Avrupa’nın yedinci en büyük barajı olan Ermenek Barajı ve HES’i, Dünyanın kendi kategorisinde altıncı yüksek barajı olan Deriner Barajı ve HES’i, kendi kategorisinde Avrupa’nın en yüksek barajı olan Çine Adnan Menderes Barajı ve HES’i Ülkemize kazandırdık. Türkiye’nin dolgu hacmi bakımından ikinci, kurulu güç ve yıllık enerji üretim kapasitesi bakımından da dördüncü büyük barajı özelliğini kazanacak olan Ilısu Barajı’nın; kendi kategorisinde Dünyanın üçüncü yüksek barajı olan Yusufeli Barajı ve HES’in de inşaatına devam etmektedir. Topoğrafyası ve morfolojik yapısı göz önüne alındığında ülkemiz hem düşü hem de debi açısından şanslı sayılabilecek ülkeler arasında yer almaktadır. Su kaynakları bakımından söz konusu avantajlara sahip ülkemiz, bu kaynakların değerlendirilmesi noktasında ne yazık ki istenen düzeye ulaşamamıştır.

Ülkemizin kullanılmayan hidroelektrik potansiyelini daha kısa bir sürede devreye sokabilmek ve önümüzdeki yıllarda enerji darboğazı yaşamamak adına kamu yatırımları yanında özel sektörün çalışmalarına da ihtiyaç bulunmaktadır. Bu noktadan hareketle 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Çerçevesinde Yürürlüğe giren “Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği” uygulamaya konulmuştur. Yönetmeliğin yayımlanmasıyla özel sektörün kamu tarafından geliştirilmiş ve yapımı planlanan birçok enerji amacı bulunan HES projelerini yapması yanında özel sektöre bizzat HES projesi geliştirme imkânı doğmuştur. Aşağıda yer alan tablo, uygulamaya konan yönetmeliğin ne kadar Ülkemiz lehine olduğunu ortaya koymaktadır. 1954 yılından 2003 yılına kadar 12.241 MW kurulu güç geliştirebilmişken, son 12 senede bu rakamın 2 katından fazlası işletmeye alınmıştır.

Görüldüğü gibi Ülke olarak enerji yatırımlarından vazgeçmek mümkün değildir. Kamu ve özel sektör işbirliği ile yapılan yatırımlar Ülkemizin geleceğe güvenle bakması adına son derece büyük önem arz eden yatırımlardır. Ülke olarak bu yatırımları çevre ile uyumlu bir şekilde yapmaya, Ülkemizi kalkındırmaya devam edeceğiz.

Aslında firmalar da işbirliği ortamında hizmet vermek için bekliyor ve yatırımlarınıza dâhil olmak istiyor. Onlar adına özel bir soru yöneltelim… Önümüzdeki dönemde projelerinize ilişkin ihaleler olacak mı?

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve “Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” kapsamında HES projeleri ile ilgili çalışmalar çok yoğun bir şekilde devam etmektedir. Bu kapsamda DSİ internet sayfası http://www.dsi.gov.tr/faaliyetler/hessu-kullanim-anlasmalari adresinde bulunan tablolarda HES projeleri yayımlanarak özel sektör müracaatına açılmaktadır. Müracaata açılan projelerin bir kısmı yeni geliştirilmiş ve/veya ilk kez ilana çıkılan projeler olmakta, bir kısmı ise daha önce projeyi gerçekleştirmeye hak kazanan şirketlerin başvurularının çeşitli sebeplerle geçersiz olan projelerden oluşmaktadır.  Daha önce müracaata açılan projeler yapılabilirliğini artırmak maksadıyla tekrar müracaata açılmadan önce projeler tekrar gözden geçirilmekte, ihtiyaç duyulan revizyonlar yapılmaktadır. Yine Kuruluşumuzca yürütülen “Havza Master Plan” çalışmaları kapsamında yapılan etütler ile de yeni HES projeleri gündeme gelecektir. Netice itibariyle önümüzdeki dönemde özel sektör tarafından geçekleştirilmek üzere 100 civarında HES projesinin özel sektör müracaatına açılması öngörülmektedir.

Barajlar ve HES yatırım programı oluşturulurken ekonomiye, çevreye, sağlığa, tarıma ve benzeri alanlara etkileri de düşünüldüğünde, DSİ hangi kriterleri öne çıkararak projeleri değerlendiriliyor?

Bilindiği üzere Kuruluşumuz 1954 yılından itibaren su kaynaklarının geliştirilmesine yönelik projelerin “Ön İnceleme, Master, Plan, Planlama, Kati Proje” çalışmalarını, inşaat ve işletmesini gerçekleştirmekte olup, bu kapsamda Baraj, HES, Gölet, Sulama, İçmesuyu, Arıtma tesislerini faaliyete geçirmektedir. Bu projelerin ilk etütlerinden işletmesine kadar her aşamasında çalışma yapan Kuruluşumuz Ülkemizde benzeri olmayan bir tecrübeye sahip bulunmaktadır. Özellikle planlama aşamasında projelerin teknik, ekonomik, çevresel ve sosyal yönden yapılabilirliği detaylı olarak değerlendirilmektedir. Projelerin teknik açıdan yapılabilirliğinin yanı sıra projenin maliyeti hesaplanmakta, yatırım süresi belirlenmekte, proje ile elde edilecek faydalar ve proje giderleri hesaplanarak projenin ekonomik yönden yapılabilirliği ortaya konulmaktadır. Ekonomi hesaplarında projeden etkilenen alanların kamulaştırma etütleri, gelir kayıpları gibi hususlar tespit edilerek proje formülasyon çalışmalarında doğrudan dikkate alınmaktadır. Proje alanında, proje sonrasında oluşacak durum üzerine çalışmalar yapılmakta, projenin çevresel etkileri için ilgili mevzuatlar kapsamında ÇED çalışmaları yürütülmekte, bu çalışmalar neticesinde gerekmesi halinde proje revizyonları gerçekleştirilmektedir.

Türkiye’nin hidroelektrik potansiyeli nedir? Bu anlamda DSİ’nin temel politikasından bahseder misiniz?

Ülkemizin teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilir hidroelektrik potansiyeli 160 milyar kWh olarak hesaplanmıştır. Şu an itibariyle yaklaşık yılda 87 milyar kWh hidroelektrik enerji üretim potansiyelimiz işletmeye alınmıştır. Bu değer; toplam hidroelektrik potansiyelimizin sadece % 52’sidir. Dünyadaki duruma baktığımızda ABD hidroelektrik potansiyelin % 86’sını, Japonya % 78’ini, Norveç % 68’ini, Kanada % 56’sını geliştirmiştir.

DSİ olarak hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız 2023 yılına kadar 160 milyar kWh olarak hesaplanan teknik hidroelektrik potansiyelimizin çevresel, teknik, ekonomik ve sosyal olarak yapılabilir kısmının tamamının özel sektör iş birliğiyle ülke ekonomisine kazandırılmasıdır.

DSİ’NİN BÖLGESEL PROJE HEDEFLERİ

DSİ Genel Müdürlüğü, ‘2019 yılında bölgesel projeleri tamamlamak’ hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet tarihinin en büyük entegre kalkınma projelerinden biri olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Türkiye’nin ilk sulama projesi ve GAP’tan sonra en büyük sulama yatırımı olma özelliklerini taşıyan Konya Ovası Projeleri (KOP) ile ‘10 Milyarlık Dev Yatırım’ olarak öne çıkan Trakya Gelişim Projesi (TRAGEP) gibi Türkiye’nin kalkınmasına önemli katkı sağlayan bölgesel projelerin 2019 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.

DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 2023 HEDEFLERİ

  • 25 adet akarsu havzasında master planlarını güncellemek.
  • 190 milyar m3 olan depolama kapasitesini 270 milyar m3’e çıkarmak.
  • 1053 Sayılı Kanun kapsamındaki bütün yerleşimlerin uzun yıllar içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını gidermek.
  • Taşkın koruma tesislerinin sayısını 6 bin 513’ten 10 bine çıkarmak.
  • 24.000 MW kurulu güce sahip olan hidroelektrik santral kapasitesini 50.000 MW’a çıkarmak.
  • Sulamaya açılan 6,1 milyon hektarlık sulama alanını 8,5 milyon hektara çıkarmak.
  • Atıksu sektöründe ülke genelinde öncelikle içme suyu temin edilen baraj havzalarında ‘Evsel Atıksu Arıtma Tesisleri’ni tamamlamak.
  • Paylaştığınız bu değerli bilgiler için teşekkür ederiz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir