ÇEVRECİ MADENCİLİK | Enerji ve Maden Dergisi

ÇEVRECİ MADENCİLİK

22 Eylül 2015
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Kahyaoğlu, “Madenciliğin çevre düşmanı olduğu algısını değiştirmek zorundayız.”

Vizyonunu; “İhracata dayalı kalkınma stratejisi çerçevesinde, ülke ihracatının arttırılmasına yönelik olarak kar amacı gütmeyen kuruluşlar arasında lider pozisyonunda olmak.” sözleriyle tanımlayan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin (İMİB) faaliyetlerini, madencilik sektörünün sorunlarını ve daha birçok konuyu İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, Enerji ve Maden Dergisi okuyucuları için anlattı… “Madenlerle çevreyi barıştırmak için çalışıyoruz.” diyen Kahyaoğlu, İMİB’in maden ihracatındaki hedeflerinden de bahsetti.

ali_kahyaoğluÖncelikle dergimize gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.

  • İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’ni tanıyabilir miyiz? Kuruluş amacı nedir?

Türkiye Maden İhracatçıları Birliği olarak 1976 yılında kurulan birliğimiz, 1986 yılında İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) adını alarak faaliyetlerine devam ediyor. İhracatçı firmaları en iyi şekilde temsil etmeyi kendine görev edinen İMİB olarak, ihracatçılarımızın sorunlarına kalıcı çözümler getirmeyi, ihracatı artırmayı ve ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Bu amaçla Ur-Ge faaliyetleri gerçekleştiriyor, yurt dışı fuarlara milli katılım, bazı yurt içi-yurt dışı fuarlara ise info-stant düzeyinde katılım sağlıyoruz.

  • Sektörün öncelikli sorunlarına değinir misiniz?

Madencilik sektörü açısından dünyanın en şanslı ülkelerinden birisi olan ve yabancıların da ilgisini çeken Türkiye, ne yazık ki bu şansını gerektiği gibi değerlendirebilmiş değil. Ülkemizin çok zengin maden rezervi olmasına rağmen, yeterli bir madencilik politikası bulunmuyor. Yaklaşık 10 yıldır madenciliğin bir devlet politikası olmasını ve Madencilik Bakanlığı kurulmasının hem ülke hem de sektör için daha verimli olacağını savunuyoruz. Sektörün hızını kesen bürokrasi, madencilerin maliyetlerini arttıran vergilerle ilgili düzenlemeleri devletten bekliyoruz, fakat madencilerimiz de katma değeri yüksek ürünler üreterek doğal zenginliklerimizi hak ettiği değerden dünya pazarlarına sunmalılar… Bunu yaparken “günlük yaşamın olmazsa olmazı madenciliğin” çevre düşmanı olduğu algısını da değiştirmek zorundayız.

Bürokrasi Problemleri

Madencilik yatırımlarında üretime başlayabilmek için birçok kurumdan izin alınması gerekmektedir. Bu izinler uzun zamanda alınmakta, yapılmış maden yatırımları bu tür bekleme dönemlerinde büyük zarar görebilmektedir. Madencilerin en çok muzdarip olduğu konu, ilgili kurumlardan (Maden Kanunu 7’nci madde izinleri ile ilgili olarak) izin alamamak veya alınan izinlerin bürokratik prosedürünün uzun olması nedeniyle mevsime bağlı iş sezonunda çalışamamaktır. Öyle ki orman izni, GSM izni veya mera vasfının değiştirilmesi vb. izinlerin alınması, 6 ay ile 3 yıl arasında sürebilmektedir. Bakanlıkların ve kurumların koordinasyon eksikliğine dayalı olarak, ruhsat sahiplerinin maliyetini arttırıcı iş, zaman kaybı ve benzeri unsurları tetikleyen ve istihdam oluşturacak müteşebbislere yıpratıcı ve yıldırıcı bir güç olarak ortaya çıkan yetki karmaşasına son vermek amacıyla, madencilikle ilgili bütün izinlerin tek bir otorite tarafından verilmesi gerekmektedir.

Enerji Maliyetleri

Maden işletmeleri genellikle kırsal kesimlerde, şehir merkezlerinden uzak yerlerde bulunmaktadır. ‘Enerji nakil hatları‘nın uzağında ve elektrik sistemi dışında kalan yörelerde ihtiyaç duyulan enerji, jeneratörden sağlanmaktadır. Diğer taraftan, gerek yer altı ve gerekse yer üstü işletmelerinde yoğun olarak iş makinesi kullanılarak kazı ve taşıma faaliyetleri sürdürülmektedir. Kendi enerjisini üretmek zorunda olan bu işletmelerde yoğun olarak kullanılan akaryakıt üzerinde çok yüksek vergi yükü bulunmaktadır.

Çevrecilik

Otomotivden, cep telefonlarına, televizyonlara kadar kullandığımız birçok üründe madenler kullanılmaktadır ve madenler olmadan bu tür aletlerin üretilmesi mümkün değildir. Fakat Türk maden ve doğal taş sektörü gerek kamunun gerekse halkın gözünde olumlu bir imaja sahip değil. Bu nedenle göreve gelirken “Çevreci Madencilik” yapacağımızı söylemiştik ve şu anda madenlerle çevreyi barıştırmak için çalışıyoruz. Öncelikle doğal taş sektöründe artıkların değerlendirilmesi, görüntü kirliliğinin önüne geçilmesi ve çalışılan alanların düzenlenerek doğaya yeniden kazandırılması önemli… Çevreye verdiği zararı en aza indirebilen, hatta üretimin sona ermesinin ardından maden alanı rehabilite edilerek doğaya kazandırılan ocakların sayısı da artmaktadır.

Rekabet

İran’a ambargonun kalkmasıyla birlikte Türk mermer sektörünü büyük bir tehlike beklemektedir. İran ucuz enerji avantajıyla ihracatta Türkiye’nin ciddi rakibi olacaktır, bu da eğer sektör desteklenmezse birçok ocağın kapanması anlamına gelmektedir. Çünkü İran da Türkiye gibi çok zengin mermer ocaklarına sahiptir. Belki teknolojileri eski olabilir, ambargo sebebi ile satamadıkları için ürünleri gelişmemiş olabilir, ancak petrol zengini olmaları sebebi ile enerjileri çok ucuz. Enerji maliyeti farkı sebebi ile bu şartlarda bizim onlarla rekabet halinde olmamız zorlaşıyor. Mazot indiriminden sektörümüz de faydalanabilirse, bu güçlüğün aşılabileceği kanaatindeyim.

Birliğinizin, sektörü yakından ilgilendiren alanlarda Türkiye’nin rekabet ortamlarındaki gücünün, özellikle de ihracatının artmasına yönelik faaliyetleri, 2015 yılı yatırımları ve projeleri hakkında kısaca bilgi almak isterim…

İMİB olarak, pazarı büyütmek ve ihracatı artırmak için sektörümüzle ilişkili olan dünyanın en büyük fuarlarına üyelerimizle milli katılım gerçekleştiriyoruz. Türk firmalarının yurt dışı pazarlarda bilinirliğinin artırılması amacıyla ikili iş görüşmelerinin ve teknik gezilerin gerçekleştirildiği heyetler düzenliyoruz. Ayrıca sektör firmalarımıza tasarım ile inovasyonun yüksek katma değer ve marka algısındaki önemini anlatmak adına “tasarım yarışmaları” düzenliyoruz.

İMİB olarak, doğal taş ihracatçısı üyelerimizin yeni pazarlara girişini kolaylaştıracak önemli bir projeye imza atıyoruz. “2023 Hedefinde Doğal Taş Güç Birliği Projesi”  ile birliktelikleri yurt dışı pazarlamada sinerji yaratacak sınırlı sayıda firmanın, ortak hedef ve ortak pazarlama faaliyetleri etrafında bir araya gelmelerini sağlayacağız. Proje katılımcısı firmalara uygulanacak ihtiyaç/eğitim analizleri sonrasında, firmalar ihtiyaçlarına yönelik olarak eğitim programlarına alınacak ve eğitim programını tamamlayan firmaların yurt dışı pazar araştırması, fuarlar, sektörel ticaret heyeti ve alım heyetleri gibi ortak pazarlama faaliyetlerine katılmaları mümkün olacak. Üstelik bunu yüzde 75 devlet desteği ile yapabilecekler.

Türkiye’nin toplam ihracatında önemli bir paya sahip ve marka haline gelmiş firmaların üye olduğu İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak Türkiye’nin ithalata bağımlı bir ekonomisinin olduğunu düşünenler için ne söyleyebilirsiniz? Sizce Türkiye ihracatta istediği noktaya geldi mi?

İthalat açısından baktığımızda, sanayide üretimde enerji hammaddesi olarak kullanılan kömürün yarattığı etki (3,42 milyar dolar) ile 2013 yılını madencilik sektörü olarak 5,96 milyar dolar ithalat ile tamamlamıştık. 2014 yılında ithalat önceki yıla göre bir miktar gerileme ile 5,53 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2015 yılının ilk 5 ayında ise ithalat yaklaşık 2,1 milyar dolar oldu.

İMİB olarak, son yıllarda yakalanan ihracat başarısını sürdürebilmek amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Zengin kaynakları, doğru strateji ve yüksek katma değer ile dünya pazarlarına ulaştırabildiğimiz takdirde, ihracatın önümüzdeki yıllarda daha da artacağını söyleyebilirim.

Gelecekte bu sektörde dünyanın en önemli ülkesi olacak, zengin maden kaynaklarına sahip Türkiye’nin çok iyi hazırlanmış bir maden yasası ile çalışması, iyi denetlenmesi, yaptırımların da ona göre uygulanması gerekir. Üretim planını iyi yapan, sektörü doğru ve verimli üretmeye yöneltecek vergisel düzenlemeleri getiren, hepsinden önemlisi insan hayatına önem veren, çevreye, doğaya saygılı üretim yapan firmaları destekleyen, yapmayanları da cezalandıran bir sisteme ihtiyaç var. Bunlar olur ve madencilik sektörü hak ettiği değeri bulursa, ileriki yıllarda cari açığın kapatılmasında lider rol üstlenir.

Avro-dolar piyasasındaki dalgalı seyir, sektörü nasıl etkiliyor? 2015 yılının ilk yarısına baktığınızda üyeleriniz, dövize endeksli kurlarda ayakta durabilecek kadar güçlü görünüyor mu?

Avro-dolar piyasasındaki yukarı yönlü değişimler üretim maliyetlerini arttırıyor ve ihracatı olumsuz etkiliyor. Bunun yanında zaten kurdaki dalgalanmadan çekinen yabancı yatırımcı tekrar başlayan terör olayları nedeniyle yatırımlarını da durduruyor ve dağlarda zor yerlere gidecek Maden ve Doğal Taş yatırımcısı bu olumsuzluklar nedeniyle ocak açmıyor. Bunun zararını da maden sektörü başta olmak kaydıyla, bu ülkedeki tüm vatandaşlar, yani ayrım olmaksızın herkes görüyor. Türkiye’nin ihracatla, yatırımla büyüyen bir ülke olduğunu düşünürsek, ihracat rakamları düştükçe hepimiz zarar görüyoruz.

Türkiye’de neredeyse tüm sektörlere hitap edip ihracatın artması için çaba gösteren, sektörün sorunlarına önem veren ve çözüme yönelik hizmetleri ile öne çıkan bir kuruluş olarak uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Geçtiğimiz yıl ihracatta yaşadığımız düşüşü telafi ederek madencilik ihracatını tekrar 5 milyar dolar ve üzerine çıkarmak ilk hedefimiz olacaktır. Ülkenin sahip olduğu zengin maden rezervleri sayesinde 175 farklı ülkeye ihracat gerçekleştiren madencilik sektörünün önümüzdeki dönemde öncelikleri arasında mevcut pazarları korumak ve yeni pazarlara açılmak geliyor. Sektörümüz ihracat odaklı bir büyüme çizgisi seyrediyor. Sektöre hizmet veren KOBİ’lerin de sahip oldukları potansiyel üretim güçlerini en doğru şekilde değerlendirmesi ve son yıllarda yakalanan ihracat başarısını koruması gerekiyor. Ayrıca bu dönemde sektörün güçlü olduğu pazarları korurken yeni pazarlar yaratması da büyük önem taşıyor.

İMİB olarak, son yıllarda yakalanan ihracat başarısını sürdürebilmek amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Ülkemizin madencilik alanında sahip olduğu zengin kaynakları, doğru stratejilerle dünya pazarlarına ulaştırabildiğimiz takdirde, sektörümüzün ihracatının önümüzdeki yıllarda daha da artacağını söyleyebiliriz. Hedefe ulaşmak için önceki yıllarda olduğu gibi gerek yurt içindeki gerekse yurt dışındaki çalışmalarımıza hiç ara vermeden devam edeceğiz. Bu doğrultuda, 2023 yılı için maden ihracatımızı 23 milyar dolara yükseltmeyi amaçlıyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir