ENERJİ VE MADEN SEKTÖRÜNDE MÜHENDİSLİK JEOLOJİSİ | Enerji ve Maden Dergisi

ENERJİ VE MADEN SEKTÖRÜNDE MÜHENDİSLİK JEOLOJİSİ

3 Şubat 2016
Comments 0

Etiketler , , , , ,

“Jeoloji Mühendisliği uygulamaları, oldukça geniş bir spektrum çerçevesinde madencilik ve enerji sektörünün ayrılmaz aşamalarıdır.”

Mühendislik Jeolojisi Derneği; inşaat, maden, petrol ve çevre mühendisliği uygulamalarıyla yakından ilgili Jeoloji Mühendisliği mesleğinin ana dallarından biri olan Mühendislik Jeolojisi alanında önemli hizmetler sunuyor. Derneğin faaliyetleri, projeleri ve uzun vadeli hedefleri hakkında söyleşi gerçekleştirdiğimiz MJD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Reşat Ulusay, Jeoloji Mühendisliği uygulamalarının, oldukça geniş bir spektrum çerçevesinde madencilik ve enerji sektörünün ayrılmaz aşamaları olduğunu söyledi.

Sayın Ulusay, öncelikle sizi daha yakından tanımak isteriz… …

1952 İzmir doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de, lise eğitimimi ise Eskişehir’de tamamladım. 1969 yılında girdiğim Hacettepe Üniversitesi’nden mühendislik jeolojisi konulu Yüksek Lisans Tezimi tamamlayarak 1975’de Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak mezun oldum. Üniversite eğitimim sırasında burs aldığım MTA Enstitüsü’nde Haziran 1975’te göreve başladım ve 1995 Aralık ayına kadar bu kuruluşta görev yaptım. Bu süreçte; Batı Anadolu’da Birleşmiş Milletlerce desteklenen radyoaktif mineral aramaları projesinde çalıştıktan sonra, 1977’de MTA bünyesinde Birleşmiş Milletler Gelişme Programı (UNDP) çerçevesindeki bir projeyle desteklenen Kaya ve Zemin Mekaniği Birimi’nin ve bu birime ait laboratuarların kuruluş çalışmasından itibaren 1995 Aralık ayına kadar MTA Fizibilite Etütleri Dairesi’nde jeoteknik konulu projelerde görev aldım. UNDP Projesi kapsamında maden jeotekniği konusunda İngiltere’de ve Türkiye’de verilen eğitime ve biri açık diğeri kapalı işletme yöntemiyle işletilecek iki maden sahasının jeoteknik tasarımı çalışmasına katıldım. Daha sonra önce jeoteknik çalışmalarda proje mühendisi, izleyen dönemde ise Kaya ve Zemin Etütleri Birim Yöneticisi daha sonra da Fizibilite Etütleri Dairesi Jeoteknik Hizmetler Koordinatörü olarak görev yaptım. MTA’da çalıştığım dönemde ODTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde şev duraylılığı konusundaki doktora tezimi 1991’de tamamladım ve Ekim 1994’te Doçent unvanını aldım. Aralık 1995’ten bu yana Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım ve 2000 yılında Profesörlük kadrosuna atandım. Ayrıca 1992 ve 2015 yılları arasında aralıksız olarak ODTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde de yarı-zamanlı öğretim üyesi olarak ders verdim. Başlıca ilgi alanlarım mühendislik jeolojisi, kaya mekaniği ve zemin mekaniği olup, özellikle şevlerin duraylılığı ve tasarımı, kaya kütlelerinin karakterizasyonu, deneysel kaya mekaniği ve depremlerle ilgili zemin davranışları gibi konular ağırlıklı çalıştığım konulardır. Evli ve bir çocuk babasıyım.

ödül

Uluslararası Kaya Mekaniği Birliği (ISRM) tarafından mesleğiniz ile Türkiye bilim topluluğu için gurur verici olan “Lifetime ISRM Fellow” (Yaşamboyu ISRM Üyesi) ödülü ile başkanı olduğunuz ISRM Deney Yöntemleri Komisyonu’na verilen “ISRM Üstün Başarılı Komisyon Ödülü-2015”nü aldınız. Bu tür ödüllerin ülkemiz adına artabilmesi açısından üyelerinize ve meslektaşlarınıza neler önerirsiniz?

Öncelikle hiçbir çalışmamı ödüllendirilmek amacıyla yapmadığımı belirtmek isterim. Mesleğimizle ilgili bilimsel ve/veya uygulamaya ilişkin problemlerin çözümü için çaba göstermenin ve bu doğrultuda üretken olmanın başarıyı getirdiğine inanıyorum. Dolayısıyla meslektaşlarımın hedeflerini doğru belirlemeleri çok önemlidir. İkinci olarak, çalışmaların özgünlüğünün son derece önemli olduğuna inanıyorum. En büyük sorunumuz, çalışmaların önemli kısmında özgünlüğü yakalayamamamız. Özgünlüğün en temel koşulu ise, bence problem tanımı ile ilgilidir. Genellikle, başkaları tarafından tanımlanmış problemlerin ve çözümlerin uygulandığı, hatta taklit edildiği bir yaklaşımla özgünlüğü yakalayabilmek mümkün olmaz. Bu sorun, eğitim sistemimizle ve meslek politikalarımızla yakından ilişkilidir. Öncelikle gençlerimizin sorgulayıcı, eleştirel yaklaşımları özendiren bir eğitim sistemi içinde yetiştirilmeleri ve meslek yaşamlarında da bu yaklaşımları uygulayabilecekleri ortamların yaratılması gerekiyor. Dolayısıyla, bu konuda meslektaşlarıma düştüğü kadar bizi yönetenlere de bazı görevler düşüyor.

Mühendislik Jeolojisi Derneği’nin kuruluş amacından bahseder misiniz? Faaliyet alanını nasıl tanımlıyorsunuz?

Mühendislik Jeolojisi Derneği, ülkemizde Milli Komitelerin işlevlerinin sona ermesiyle ortaya çıkan gereksinim doğrultusunda Mühendislik Jeolojisi Türk Milli Komitesi’nin devamı niteliğinde 23 Temmuz 2013’te Ankara’da kurulmuş ve 11 Ocak 2014’te de ilk olağan genel kurulunu yapmıştır.

Dernek başlıca; Türkiye’de mühendislik jeolojisi araştırmalarını özendirmek, mühendislik jeolojisi eğitiminin ve uygulamalarının geliştirilmesine katkıda bulunmak,  Uluslararası Mühendislik Jeolojisi Birliği (IAEG) ile ilişki kurarak ve IAEG’nin Genel Kurullarına temsilcisiyle katılarak bu konuda uluslar arası düzeyde yapılan bilimsel ve uygulamaya dönük çalışmalardan yararlanmak, Dernek üyelerinin IAEG tarafından düzenlenen uluslar arası bilimsel etkinliklere katılmalarında ve ilgili uluslar arası bilimsel yayınlara üye olabilmelerinde üyelik indirimi sağlamak ve Türkiye’de yapılan mühendislik jeolojisi çalışmalarını ulusal ve uluslar arası düzeyde duyurmak gibi amaçlarla kurulmuştur.

Derneğin başlıca faaliyet alanları ana hatlarıyla şöyle sıralanabilir:

-Türkiye’de mühendislik jeolojisi ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlar ile kişiler arasında bilimsel ve uygulamaya dönük işbirliğine ve bilgi alışverişine katkı sağlayacak faaliyetlerde bulunmak,  Türkiye’de gereksinim duyulan mühendislik jeolojisi çalışmalarını ve bu konuda uluslar arası düzeyde yapılan çalışmalardan Türkiye için de gerekli ve yararlı olduğuna inanılan çalışmaları yürütmek üzere çalışma grupları oluşturmak ve çalışma gruplarının etkinliklerinin Türkiye içinde ve uluslar arası düzeyde duyurulmasını sağlamak.

-Uluslararası Mühendislik Jeolojisi Birliği’nin (IAEG) çalışmalarını yakından izlemek ve bunları üyelerine duyurmak, ayrıca IAEG’nin düzenleyeceği toplantılara temsilci göndererek katılmak ve ilgili kuruluşlarla ilişki kurmak.

-Türkiye’de mühendislik jeolojisi konusunda gereksinim duyulan bilimsel iletişimi etkin bir biçimde sağlamak amacıyla ulusal ve uluslar arası düzeyde bilimsel toplantıların (kongre, sempozyum, konferans vb.) yanı sıra kurs, seminer gibi eğitim çalışmaları düzenlemek veya düzenlenmesine destek olmak.

-Mühendislik jeolojisi alanında yapılan çalışmaları teşvik amacıyla derneğin ödül yönetmeliğine uygun şekilde her yıl düzenli olarak Bitirme Tezi/Projesi/Ödevi, Yüksek Lisans Tezi, Doktora Tezi ve Uluslararası Makale kategorilerinde “Kemal Erguvanlı Mühendislik Jeolojisi Ödülleri”ni vermek (Şekil 1).

şekil_bir

-Mühendislik jeolojisiyle ilgili uygulama ve yasal düzenlemeler konusunda görüş ve önerilerini ilgililerin dikkatine sunmak, görüşmeler yapmak, plan ve politikalar oluşmasına katkı vermek, gelişmeleri kamuoyuna yansıtmak.

-Çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda dergi, kitap ve bülten gibi yayınlar çıkarmak. Bu çerçevede; Derneğin faaliyetleri ve üyelerimizle ilgili haberleri, uygulamada gerçekleştirilen çalışmalar, sorun odaklı pratik çözümlere ait örnekler, dernek üyelerini de yakından ilgilendiren yer mühendisliğinin değişik konularıyla ilgili haberler vb. gibi bilgileri okuyuculara ulaştırdığımız “Yer Mühendisliği” dergisi Derneğimiz tarafından periyodik olarak çıkarılmaktadır.

-Derneğin amacı doğrultusunda uluslararası çalışmalarda bulunmak, benzer konularda faaliyet gösteren yurt dışındaki sivil toplum kuruluşlarına, dernek veya kuruluşlara üye olmak, bu kuruluşlarla ortak çalışmalar ve işbirliği yapmak veya yardımlaşmak.

Değerli okuyucularımız için‘Mühendislik Jeolojisi ’kavramını da biraz açıklar mısınız?

Yer yüzeyi ve yeraltı ile ilgili mühendislik tasarımlarının ve uygulamaya konan projelerin güvenli ve ekonomik olabilmesi, uygulama alanındaki doğal koşulların ve malzeme özellikleri ile bunlara bağlı olarak karşılaşılabilecek yer mühendisliği sorunlarının önceden tahminine ve ilgili önlemlerin alınmasına bağlıdır. Bu gereksinimin karşılanması amacıyla yararlanılan ve Jeoloji Mühendisliği mesleğinin ana dallarından biri olan Mühendislik Jeolojisi en basit tanımıyla; jeoloji biliminin ve mühendisliğin temellerini esas alarak jeolojik bilgilerin pratik amaçlara yönelik olarak kullanılmasıdır.  Diğer bir ifadeyle Mühendislik Jeolojisi; yerle ilgili mühendislik projelerinin yerini, tasarımını, inşasını, işletimini ve bakımını etkileyecek jeolojik faktörleri araştırıp belirleyen ve tüm bu aşamalarda karşılaşılabilecek sorunlara ilişkin yönlendirici öngörülerde bulunarak diğer ilgili mühendislik dallarına katkı sağlayan bir dal olarak da tanımlanabilir. Bu dalla ilgili çalışmaları icra eden jeoloji mühendisleri Mühendislik Jeologu olarak anılmaktadır. Mühendislik jeologlarının jeolojik çevreyi inceleyip bunları amaca uygun şekilde sayısal olarak tanımlayıp ortamın davranışını belirleyerek, mühendislik girişimi (yapı inşası, kazı vb.) ile doğa arasındaki etkileşimi araştırıp değerlendiren ve ayrıca bunları mühendislik alanına aktaran iki çehresi (bakış açısı) bulunmaktadır (Şekil 2).

şekil_2

Mühendislik jeolojisinin;  baraj, tünel, karayolu, demiryolu, köprü ve bina inşası ile şev kazısı vb. projelerde yer seçiminden inşaat sonrasındaki aşamalara kadar, ayrıca heyelan, deprem gibi doğal afetler ve bunlarla ilgili zemin davranışları ile bunlara ilişkin zarar azaltma önlemlerinin araştırılması, erozyon, şev duraylılığı analizleri, doğal yapı malzemesi araştırmaları, örneğin Kapadokya gibi tarihi alanların ve buradaki kaya yapılarının korunmasına yönelik çalışmalar ile burada sayamadığım özellikle inşaat, maden ve çevre mühendisliğine yönelik çok sayıdaki diğer yer mühendisliği ve jeoteknik (yer tekniği) uygulamalarında önemli bir rolü ve katkısı bulunmaktadır.

Jeoloji Mühendisliğinin, dergimizin de hitap ettiği enerji ve maden sektörü için neden gerekli olduğuna değinir misiniz? Bu alanda yetişmiş insanlara neden ihtiyaç olabilir?

Temel jeolojik özelliklerin belirlenmesinden, yeraltı suları da dâhil olmak üzere, yeraltı kaynaklarının aranmasına, bunların rezervlerinin belirlenip üretilmelerine ve jeolojinin mühendislik ve çevre sorunlarına uygulanmasına kadar değişik alanlarda hizmet veren bir mühendislik dalı olan Jeoloji Mühendisliği’nin ilgi alanları oldukça geniş olup, bunlar özellikle inşaat, maden, petrol ve çevre mühendisliği uygulamalarıyla yakından ilgilidir.

“Kaynakların aranıp bulunmasında, rezervlerinin belirlenmesinde, emniyetli, verimli ve sürdürülebilir şekilde üretilmelerinde jeoloji mühendisliğinin önemli işlevleri ve katkıları söz konusudur.”

Derginizin hitap ettiği maden ve enerji sektörünü düşündüğümüzde; her türlü metalik maden ve endüstriyel hammadde kaynağı, doğal yapı malzemeleri, kömür, petrol, doğal gaz ve jeotermal gibi enerji kaynakları ile enerji üretimi amaçlı su yapıları ve bu yapılarda bir enerji kaynağı olarak da yararlandığımız su akla gelmektedir. Tüm bu kaynakların aranıp bulunmasında, rezervlerinin belirlenmesinde, emniyetli, verimli ve sürdürülebilir şekilde üretilmelerinde jeoloji mühendisliğinin önemli işlevleri ve katkıları söz konusudur. Bu sektörle ilgili jeoloji mühendisliği çalışmalarında öncelikle, jeoloji mühendisliğinin temel jeoloji ve mineraloji-petrografi (mineral ve taş bilimi) alanlarıyla ilgili bilgiler ve deneyimler her zaman için gereksinim duyulan vazgeçilmez birer altlık oluşturmaktadır. Metalik madenlerin ve endüstriyel hammadde kaynaklarının aranıp bulunmasında ve bunların rezervlerinin belirlenmesinde özellikle maden jeolojisi, endüstriyel hammaddeler, maden yatakları değerlendirme ve jeokimya, kömür aramalarında kömür jeolojisi, petrol aramalarında ise petrol jeolojisi gibi jeoloji mühendisliğinin başlıca alt dalları devreye girmektedir. Jeoloji Mühendisliği’nin işlevi salt bu yeraltı kaynaklarının aranıp bulunmasıyla sınırlı kalmayıp ayrıca, üretim sürecinde gerek duyulabilen rezerv genişletme çalışmalarında da jeoloji mühendisliği ilgili dallarıyla bu sürece yine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca metalik cevher, endüstriyel hammadde ve kömür yataklarında açık işletme yöntemiyle üretim yapıldığında emniyetli bir üretim açısından açık ocak şevlerinin duraylılığı (stabilitesi), yeraltı işletmesi uygulamasında ise tahkimata yönelik jeoteknik değerlendirmeler için mühendislik jeolojisi çalışmalarının yapılması söz konusu olmaktadır. Bunların yanı sıra gerek açık gerekse yeraltı işletmesi çalışmalarında yeraltı suyunun açık ocak şevlerinde veya kapalı işletmede duraylılık ve/veya ocağı basması (drenaj) gibi sorunlara neden olmaması için jeoloji mühendisliğinin ana dallarından biri olan hidrojeoloji konusunda da çalışmaların yapılıp oluşturulacak kavramsal modellere ve yapılacak analizlere göre gerekli önlemlerin alınması da diğer bir gerekliliktir.

şekil_üçDolayısıyla Jeoloji Mühendisliği uygulamaları, oldukça geniş bir spektrum çerçevesinde madencilik ve enerji sektörünün ayrılmaz aşamalarıdır. Bu nedenle madencilik ve enerji sektörlerinde emniyetli, verimli ve sürdürülebilir üretimlerin yapılabilmesi için jeoloji mühendisliğinin biraz önce belirttiğim ilgili alanlarında yetişmiş insan gücünden yararlanılmasının ne denli önemli olduğu yadsınamaz. Aksi halde, örneğin ülkemizde madencilik sektöründe zaman zaman yaşanan, açık işletmelerde can kaybına neden olan ve üretimi engelleyen şev duraysızlıklarıyla (Şekil 3), kapalı ocaklarda ise göçüklere dolayısıyla can kayıplarına da neden olan ocağa ani şekilde su baskını, üretimde verim düşüklüğü vb. gibi pek çok olumsuz olayla karşılaşma riskimiz artacaktır.

Okuyucularımız için bir hatırlatma da yapmak isteriz: ‘2016 Uluslararası Kaya Mekaniği Sempozyum’u (EUROCK 2016) 29 – 31 Ağustos 2016 tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleşecek. Bu sempozyum ile kaya mekaniği ve kaya mühendisliği hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Kaya Mekaniği kaya malzemelerin ve kaya kütlelerinin mekanik davranışlarını inceleyen kuramsal ve uygulamalı bir mühendislik bilim dalı olup, Kaya Mühendisliği ise kaya mekaniğinden de yararlanılarak kaya kütlelerinin üzerinde ve içinde duraylı ve ekonomik yapıların ve kazıların tasarımımı ve desteklenmesini konu alan bir disiplindir. Kaya ortamlarında gerçekleştirilen maden, inşaat ve petrol mühendisliği uygulamalarında her geçen gün giderek daha önem kazanan bu iki konuda Uluslararası Kaya Mekaniği Birliği’nin (ISRM) öncülüğü ve desteğiyle 1966’dan bu yana kaya Kaya Mekaniği ve Kaya Mühendisliği sempozyumları ve kongreleri aksamadan yapıla gelmiştir. Öncelikle belirtmek isterim ki, ISRM’nin desteğiyle bu uluslararası sempozyumun tarihi ve doğal bir kaya mekaniği ve kaya mühendisliği laboratuvarı olan Kapadokya’da Türk Ulusal Kaya Mekaniği Derneği (TUKMD) tarafından gerçekleştirilecek olması, sempozyumun ana teması olan  “Geçmişten Geleceğe Kaya Mekaniği ve Kaya Mühendisliği” başlığı ile çok uyumlu şekilde örtüşmektedir (Şekil 4).

eurock_ilanAyrıca bu sempozyumun hem Avrupa Kaya Mekaniği Sempozyumu (EUROCK) hem de uluslararası nitelikte bir ISRM sempozyumu olarak ülkemizde yapılmaya hak kazanmasının iki yıl art arda tüm aday ülkelerin katılımıyla yapılan aşamalı seçimler sonucunda gerçekleşmiş olması, gerek TUKMD Yönetim Kurulu gerekse başkanlığını yaptığım Sempozyum Düzenleme Kurulu açısından çok önemli ve anlamlıdır. 420 adet bildiri özetinin gönderildiği ve bu aşamada yazarları tarafından bu bildirilerin tam metinlerinin hazırlandığı sempozyuma Dünya’nın değişik ülkelerinden çok sayıda katılımın gerçekleşmesini beklemekteyiz. Kaya mühendisliği konusunda çok iyi tanınan çağrılı konuşmacıların sunumları ile uzmanların vereceği iki kısa kursun yanı sıra ISRM Yönetim Kurulu’nun, ISRM Komisyonlarının ve ISRM Genel Kurulu’nun da yapılacağı bu sempozyumun hemen sonrasında Kapadokya’da ve İstanbul’da düzenlenecek olan ikişer günlük teknik-turistik içerikli iki gezi de sempozyuma olan ilgiyi arttırmaktadır.  Bu Sempozyum; sürekli yeni gelişmelerin kaydedildiği ve ülkemizde de uygulamaları giderek daha yaygın hale gelen kaya mekaniği ve kaya mühendisliği alanlarında farklı ülkelerden katılımcıların bir araya getirilerek bilgi paylaşımında bulunmalarına ve gelecekte ortak çalışma yapmalarına olanak sağlayacak olmasının yanı sıra, ülkemizin ve ülkemizdeki konuyla ilgili araştırma ve uygulamaların tanıtılması açısından da önem taşıdığını ve ses getireceğini düşünüyoruz. Bu açıdan, diğer ülkelerden katılımcıların yanı sıra, ülkemizde kaya mekaniği ve kaya mühendisliğiyle ilgilenen araştırmacı ve uygulamacıların da katılımlarıyla bu sempozyuma renk katacaklarını ve kendileriyle birlikte olmaktan mutluluk duyacağımızı ifade etmek istiyorum.

Mühendislik Jeolojisi Derneği’nin uzun vadeli hedefleri nelerdir?

Mühendislik Jeolojisi Derneği’nin yeni kurulmuş bir dernek ve oldukça sınırlı bir bütçeye sahip olmak gibi bazı önemli kısıtları olmakla birlikte, uzun vadeli hedefleri de olan bir Dernek yaklaşımıyla gelişme sürecinin yürütülmesine çalışılmaktadır. Derneğin uzun vadeli hedefleri arasında; her iki yılda bir düzenlenmesini düşündüğümüz ve ilkini Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümüyle birlikte 2015’te gerçekleştirdiğimiz ve 2017’de ise Çukurova ve Mersin Üniversiteleriyle yapacağımız işbirliğiyle düzenlenecek olan “Ulusal Mühendislik Jeolojisi Sempozyumları”nın katılım ve kalitesini yükselterek sürekli kılabilmek ve tartışılan konuları meslektaşlarımızın yanı sıra konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla karar-vericilere ulaştırarak yaygın etkisini arttırmak yer alıyor. Bunun yanı sıra, hem üyelerimizle ve yer mühendisliği alanında görev yapan farklı mesleklere mensup mühendislerle hem de uygulamacı kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlarla teknik iletişimi sağlama açısından çok önemsediğimiz bir periyodik olarak Derneğimiz adına basılan  “Yer Mühendisliği” dergisinin yayın hayatını uzun dönemde aksamadan sürdürebilmesini sağlamak da diğer bir hedefimizdir. Ayrıca mühendislik jeolojisi alanında uluslararası birlik konumundaki IAEG’nin de destekleyeceği bir Uluslararası IAEG Mühendislik Jeolojisi Sempozyumu’nun düzenlenmesinde ev sahipliği yapmayı da uzun vadeli hedeflerimiz arasında görüyoruz. Mühendislik jeolojisi ve yer tekniğini ilgilendiren ülke sorunlarına çözüm arama ve bulma sorumluluğu olan kurum ve kuruluşların görüş için başvuracağı ve katkı isteyecekleri, saygın ve güvenilir bir odak noktası olmak, kuşkusuz Derneğimizin öncelikli hedefleri arasındadır. Mevcut ekonomik koşullarda ve sınırlı üye aidatlarıyla kısa sürede olanaklı olamasa da uzun vadede Derneğin bir daire sahibi olmasının da gönlümüzde yatan hedeflerden biri olduğu söylenebilir.  Ayrıca üye sayısının arttırılması, mühendislik jeolojisi-jeoteknik ile ilgili kurs, seminer ve konferans gibi etkinliklerin Dernekçe düzenlemeye başlanması ve bunların sayısının giderek arttırılması gibi hususlar da uzun vadeli diğer hedeflerimiz arasındadır.

mühjeo_yönetim

Genç meslektaşlarınızın Mühendislik Jeolojisi Derneği’ne üye olmaları için buradan bir çağrı yapmak ister misiniz?

Mühendislik Jeolojisi Derneği’nin Temmuz 2013’te kurulmasından bu yana geçen sürede Derneğin üye sayısı Aralık 2015 itibariyle 125’i asil ve 2’si onursal olmak üzere toplam 127’ye ulaşmıştır. Bu üye sayısı; Uluslararası Mühendislik Jeolojisi Birliği’ne (IAEG) üye Avrupa ülkelerindeki mühendislik jeolojisi dernekleri arasında Almanya (538), İngiltere (271) ve Fransa’dan (204) sonra Türkiye’yi 4. sıraya yükseltmiştir. Kuşkusuz üye sayımızın artmasının sadece bu açıdan değil, Derneğin daha ileriye gitmesi ve yararlı çalışmalar yapma potansiyelinin artması açısından da önemli bir faktör olacağını düşünüyoruz. Bu açıdan mühendislik jeolojisi ve yer mühendisliği uygulamalarıyla ilgilenen sadece genç meslektaşlarımızı değil, her yaştan meslektaşımızı, web sayfamızda belirtilen koşulları yerine getirip başvuru formunu Derneğimizin Genel Sekreteri’ne göndermek suretiyle Derneğe üye olmaya davet ediyor ve bu amaçla girişimde bulunacak olan meslektaşlarımıza şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına şimdiden teşekkür ediyorum.

  • Verdiği bilgiler için Sayın Reşat Ulusay’a teşekkür ederiz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir