İHRAÇ ETTİĞİMİZDEN ÇOK İTHAL EDİYORUZ | Enerji ve Maden Dergisi

İHRAÇ ETTİĞİMİZDEN ÇOK İTHAL EDİYORUZ

20 Eylül 2015
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Türkiye Madenciler Derneği’nin (TMD) düzenlediği MINING EXPO TURKEY kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler sırasında sorularımızı yanıtlayan TMD Başkanı Atılgan Sökmen, “İhraç ettiğimizden çok ithal ediyoruz. Neredeyse ihracatın 2 misline yakın bir ithalatımız var.” diye konuştu.

Türkiye’de kamu ve özel sektör madenciliğini temsil etmek üzere kurulan ilk örgütlenme olarak Türkiye Madenciler Derneği, madencilik sektörünün gelişmesi, kamu ve özel sektörden üyelerinin haklarının savunulması, sektörün uluslar arası ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla faaliyet göstermektedir.

Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi Birliği üyesi olan Türkiye Madenciler Derneği’nin (TMD) düzenlediği MINING EXPO TURKEY kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler sırasında bizleri kırmayarak sorularımızı yanıtlayan TMD Başkanı Atılgan Sökmen, maden sektörünün içinde bulunduğu durumu okuyucularımız için değerlendirdi.

  • Türkiye Madenciler Derneği’ni biraz tanıtır mısınız? Ne zaman kuruldu, kuruluş amacı ve faaliyet alanları nelerdir?

Türkiye Madenciler Derneği 1948’de kuruldu. Başlangıçta, şu anda ihracatın kontrolü görevini yapan Maden İhracatçılar Birliği’nin fonksiyonlarını yerine getirmek üzere kuruldu. Uzun süre de böyle devam etti. Daha sonra ihracatçı birliklerinin kurulmasıyla tamamen sivil bir hüviyete büründü. Sektörel açıdan ülkemizin en eski sivil toplum örgütüdür. Geldiğimiz noktada da son derece iyi durumdayız. Sektörün üretim açısından yüzde 85’ini kucaklayan bir üye profilimiz var. Buna devlet kurumları, yani Türkiye Kömür İşletmeleri, Eti Maden İşletmeleri, (TTK) Türkiye Taş Kömürü Kurumu dâhil, yerli-yabancı çok büyük firmalarla birlikte orta ölçekli şirketlerin de üyesi olduğu bir derneğiz.

  • Şu anda maden sektörünün ana sorunları nelerdir?

Madencilik sektörünün şu anki en büyük problemi önünü görememesidir. Bu ne demek? Yazılı olmayan, yasalarda bulunmayan birtakım yaptırımlarla karşı karşıyayız. Bunların başında 2012’de Başbakanlıkça çıkartılan bir genelgenin hiç ilgisi olmadığı halde madenciliğimize uygulanması… Yani bu ne demek? ‘Maden ruhsatı‘nın, orman izinlerinin alınması, hazine arazilerinin madencilik için kullanılması konularında Başbakanlıktan yasalarda yeri olmayan bir iznin alınması meselesi. Bu izni almak yıllarca sürebiliyor, bazen gerekçesiz, başvuruların teknik açıdan tüm uygun koşullara sahip olmasına rağmen ret cevabının alınması. En büyük sıkıntı bu… Onun ötesinde ülkemizde maden karşıtı bir lobi oluşmuş durumda. Çevreci görünümler altında ortaya çıkıyor. Bunda yanlış da anlaşılmak istemem, çevreye rağmen madenciliği savunmuyorum. İnsana rağmen bir madenciliği savunmuyoruz. Sorunlarımız açısından bu iki ana konuyu söyleyebilirim.

  • Peki, bu saydığınız sorunlara ilişkin çözüm öneri, arayış ve yaptırımlarınız neler?

Biz bir sivil toplum örgütüyüz. Bununla ilgili gerekli mercilerle sürekli görüşüyoruz. Taleplerimizi iletiyoruz. Ancak sonuç alabilmiş değiliz. Tamamen siyasi bir kararın, duruşun muhatabıyız şu anda, buna siyaset kurumu karar verecek ve düzeltecek, bunu bekliyor, bunu umuyoruz. Ama bunun sonuçları da ülkemiz için ağır bir şekilde çıkıyor. Çünkü artık ülkeye yabancı sermaye gelmiyor. Olanlar terk ediyor. Yeni yatırım yapılmıyor. Mevcut işletmeler kapanıyor. Öyle bir durumdayız ki şu anda dünyada bütün fiyatlarla birlikte maden fiyatları da son derece düştü. Bir noktada biz destek beklerken tam tersine yaptırım ve uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bu da birçok işletmenin zor duruma düşmesi, kapanması anlamına geliyor.

  • Maden kaynakları açısından Türkiye’deki potansiyeli nasıl değerlendiriyorsunuz? İthalat ülkesi olarak çoğu zaman eleştirilmesine rağmen maden potansiyeli sizce yeterli düzeyde değerlendirilebiliyor mu?

Doğru bir tespit… Şu anda ihraç ettiğimizden çok ithal ediyoruz. Yaklaşık 5 milyar dolar civarında bir ihracatımız oluyor. Bu rakam geriledi şimdi, 4 milyara yaklaşıyor. Ama sadece kömür ithalatına bu kadar para ödüyoruz. Ayrıca demir cevheri ithalatına ve büyük miktardaki altın ithalatımıza da önemli miktarda döviz ödüyoruz. Bu hesaba bakınca neredeyse ihracatın 2 misline yakın bir ithalatımız var. Ülkemiz kaynaklarının potansiyeli son derece yerinde. Ama bunu hem ülke hem vatandaşlar olarak anlamamız lazım. Şu garibime gidiyor, Türkiye’de ‘altın bulundu’ dendiği zaman yas ilan ediliyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tepki verilmiyor. Bir zenginlik bulunuyor ve o ülkenin insanları bundan mutsuzluk duyuyor. Karşı çıkıyorlar. Hâlbuki günümüz teknolojileriyle bunlar son derece güvenli ve halkın yararına işletilebilecek noktadalar.

  • Ekonomide ve siyasi alandaki gelişmeler, doların ani hareketleri madencilik sektörünü nasıl etkiliyor?

Bütün sektörler gibi biz de siyasi ortamdan etkileniyoruz. Belirsizlik son derece olumsuz etkiliyor. Bizim yapısal problemlerimizin mutlaka ele alınıp güçlü bir siyasi yapı tarafından çözülmesi gerekiyor. Şu anda yıllardır izin bekleyen, izin alamadığı için projeden vazgeçen üyelerimiz var. Ülkeyi terk eden şirketler var. Ekonomik olarak doların yükselişi ihracatçının işine yarıyor gibi gözükse de birçok girdimiz ona paralel artacağı için sürdürülebilirlik mümkün olmuyor. Çünkü şu anda maden fiyatlarında müthiş bir gerileme var. Kromda yüzde 35-40 geri geldi fiyatlar, aşağı düşmeye devam ediyor. Bakır, çinko, kurşun yine öyle… Kömür-demir yerlerde sürünüyor. Bugün Türkiye’de demir madenciliği yapma imkânı hemen hemen kalmadı. Çünkü Çin teslimi fiyat 50 dolarlara geriledi. Dolayısıyla, biz zaten demir ithalatçısı bir ülkeyiz, o yönden belki faydalı ama içerideki üreticilerimiz demir-çelik fabrikalarına mal satamaz hale geldi. Çünkü çok ucuz olduğu için dışarıdan ithal ediliyor. Çok cüzi bir etkisi olabilir. Bugün mermer ihracatımız bizim için çok önemli bir kalemdir, onda bile yüzde 50’lere varan bir gerileme olduğu söyleniyor.

  • Tüm bu sıkıntıları yaşayan maden sektörüne yönelik hizmet veren ithalat ve ihracat firmalarının gözeteceği dengeler açısından siz nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?

Bu bileşik kap gibi. Biz sıkıntıdaysak ithalat ve ihracat yapan firmalar da sıkıntıda… Özellikle ithalat ayağında doların yükselişi onları zorlarken bir yandan da fiyatlar düştüğü için orada bir denge sağlanıyor gibi. İhracat için de durum aynı, fakat dünyada ekonomi yavaşlıyor. Toptan bir aşağı gidiş var. Bu noktada destek beklemek bizim hakkımız diye düşünüyorum.

  • Peki, ‘Mining Expo Turkey’i gerçekleştirdiniz. Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fuar bildiğiniz gibi Tünelciler Derneği’yle ortak bir çalışma. Tünelcilik, madenciliğin içinde bir hadise çünkü yeraltında belirli boşluklar açmak madencinin temel araçlarından biri. Ancak bizim araç olarak kullandığımız tünel içerisinde üretim oluyor. Madeni çıkartmak için tünel ya da galeri açıyoruz. Dolayısıyla yapım olarak birbirinin içinde iki disiplin, birbirinden ayrı değil. Birlikte bir sinerji yaratma amaçlandı ve bunu da layıkıyla sağladığımızı düşünüyorum. Bu sıkıntılı ortamda bir sinerji yaratmak amaç, iki dernek de buradaki tedarikçi stantlarının yanı sıra iki önemli etkinlik gerçekleştirdi. Tünelciler Derneği ‘Tünel Kursu’ başlığı altında etkinlik gösterdi. Madenciler Derneği de iş güvenliği, çevre ve mevzuat üzerine eğitim seminerleri düzenledi. Bu etkinliklere katılımlar memnuniyet verici. Fuarlarımızın sektöre bir nefes katacağını düşünüyorum.

  • Sektörün aktörleri fuar sahası içinde arzu ettiği profile ulaşmak için tatmin edici bir ortam yaratabildi mi? Siz de sektörün ihtiyaçlarına dönük olarak kapsamlı bir araştırmanın sonucunda verimli bir fuar yaratabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Hakikaten bir fuar için olabilecek en olumsuz koşulları yaşıyoruz. Dünya ekonomisi kötüye gidiyor; Çin’in bizim ve tüm dünya üzerinde müthiş bir etkisi var. İkincisi ülkemiz, güneydoğu ve neredeyse ülkenin tamamında bir çatışma ortamı yaşıyor. Son derece moral bozucu… Belirsizliği körükleyici bir ortam var. Sektörümüzün yaşadığı ciddi dört-beş olumsuzluğa rağmen fuarın son derece başarılı olduğunu düşünüyorum. Eğitim seminerlerine gelen arkadaşlarımız verilen bilgilerden hoşnut, o yüzden hedefimize ulaştık diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir