“TÜRK MAKİNESİNİN GÜCÜNÜ DÜNYAYA DUYURACAĞIZ” | Enerji ve Maden Dergisi

“TÜRK MAKİNESİNİN GÜCÜNÜ DÜNYAYA DUYURACAĞIZ”

2 Şubat 2016
Comments 0

Etiketler , , , , ,

adnan_dalgakıran“Türk Makinesinin gücünü dünyaya duyuracağız.” diyen Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Birliğin faaliyetlerini, makine sektörünün Türkiye’nin toplam ihracatında aldığı payı, Türk Makine sektörüne yaptıkları katkıyı ve Birliğin uzun vadeli hedeflerini anlattı…

Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği’nin kuruluş amacı nedir, vizyonunda sektöre yönelik hangi unsurlar yer alıyor?

Makine İhracatçıları Birliği, Türkiye’de ‘makine ihracatçıları‘nın temsil edildiği tek İhracatçı Birliği’dir. 2002 yılında faaliyetlerine başlayan ve makine ihracatçılarını bir çatı altında toplayan Makine İhracatçıları Birliği, ihracatın artırılmasını sağlayacak çeşitli faaliyetleri koordine etmektedir. Yaklaşık 8.000 makine ihracatçısının üyesi olduğu Birlik, kurulduğu günden bu yana makine sektörünün gelişimi için pek çok projeyi hayata geçirmiştir.

Birlik, ‘yerli makine‘ kullanımını, ihracatın ithalatı karşılama oranını ve sektörler arası ve ana-yan sanayi arasındaki işbirliklerini arttırma, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve sanayi işbirliklerini sağlama ve geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca, başta en çok makine ithalatı yapan ülkeler olmak üzere gelişen pazarlarda tanıtım yapma, Türk makinesi imajını güçlendirme, ticaret ve alım heyetleri gerçekleştirme, makine sektörüne ilişkin verilerin değerlendirilmesi, sektör ve ülke raporlarının hazırlanarak kamuoyuyla paylaşılması gibi, Türk makine ihracatını ve marka değerini arttırmaya yönelik faaliyetler gerçekleştirmektedir.

“MAKFED ile tabandan başlayan bir örgütlenme hamlesini zirveye ulaştırmış olduk.”

Birlik tarafından makine sektörünün geliştirilmesi, Türk Makine İmalat sektörünün diğer yan sektörler ile beraber ilerlemesi, makine sanayi ile ilgili tüm sektörel politika ve uygulamaların oluşturulması, sektörel kuruluşların geniş ve demokratik bir katılımla bir üst örgütsel isim altında toplanmasını sağlamak amacıyla 28 Dernek, Birlik, Oda ve OSB’nin katılımıyla Makine Sanayii Sektör Platformu (MSSP) kurulmuştur. Şu anda MSSP’nin 33 üyesi bulunmaktadır. Makine Sanayii Sektör Platformu, bir taraftan alt sektörlerin örgütlenmesini teşvik ederken, üyesi bulunan kuruluşlara sağladığı proje ve etkinlik destekleri ile de güçlenmelerine katkı sağlamaktadır. 28 Kasım 2014 tarihinde makine imalat sektörü, Makine Sanayii Sektör Platformu çatısı altındaki birlikteliğini Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu’na (MAKFED) dönüştürdük. Böylece tabandan başlayan bir örgütlenme hamlesini zirveye ulaştırmış olduk.

“MTG, ülkemizde ithal edilen makinelerin aslında Türkiye’de de üretildiğini vurgulamıştır.”

2007 yılında kurulan Makine Tanıtım Grubu (MTG) ile sektörün tanıtımına yönelik faaliyetlerine daha da hız verilerek, Türk makine sektörünün yurt içinde ve yurt dışında daha konuşulur ve önemsenir hale gelmesi sağlanmıştır. Makine Tanıtım Grubu kurulduğu yıldan itibaren, yurt içinde gerçekleştirdiği tanıtım kampanyalarıyla Türk makinelerinin dünyanın her yerine ihraç edildiğini ve ülkemizde ithal edilen makinelerin aslında Türkiye’de de üretildiğini televizyon, gazete, dergi, internet, radyo ve açık alanlar aracılığıyla vurgulamıştır. Ayrıca sektörün dünya genelinde yer alan önemli fuarlarına katılım sağlanmakta, yoğun reklam faaliyetleri ile Türk Makinesinin tanıtımı yapılmaktadır.

Bununla beraber, Makine İhracatçıları Birliği tarafından bir Ürün Uygunluk Markası olan TURQUM® oluşturulmuştur. Ürünün önceden belirlenmiş olan ürün standartlarına ve teknik şartlara uygunluğunun belgelendirme süreci sonunda onaylanması ile ürüne iliştirilen bir logo olan TURQUM®, “Türk Makinesi Kalitelidir” imajının yurt içi ve yurt dışı pazarlarda daha etkili bir biçimde bilinmesini sağlamayı amaçlamaktadır. 2015 yılı itibarıyla, 32 firma TURQUM® kalite markası almaya hak kazanmıştır.

Sektörle ilgili haberlerin, gelişmelerin ve röportajların yer aldığı Moment Expo dergisi ve eki kitaplar da 2008 yılından beri Makine İhracatçıları Birliği tarafından çıkarılmakta ve Türkiye genelinde 7.500 adrese dağıtılmaktadır.

“Makine sektörü, altında 22 alt sektörü barındıran oldukça geniş bir sektördür.”

Birliğinizin oldukça kapsamlı bir iştigal alanı var. Özellikle enerji ve maden sektörüne yönelik faaliyet alanlarınızı kısaca anlatır mısınız? 2016 yılı için hangi alanlarda yapılacak yatırım ve projelerin öne çıkması bekleniyor?

Makine sektörü, altında 22 alt sektörü barındıran oldukça geniş bir sektördür. Sektörümüzde en fazla ihracat yapılan alt sektörler ise sırasıyla klima ve soğutma makineleri, motorlar aksam ve parçaları, yıkama ve kurutma makineleri ile inşaat ve madencilik makineleridir. 2016 yılında, inşaat sektöründe ve alt yapı yatırımlarında devam eden işler de inşaat makineleri talebini destekleyecektir. Sanayi-perakende-lojistik sektöründe devam eden işler ise taşıma-yükleme-istifleme makineleri talebini destekleyecektir. Sanayide tekstil, plastik, gıda ve ambalaj makineleri alt sektörleri daha canlı olacaktır. Tarım makinelerine talep sürecektir ancak kamunun makine desteklerini kaldırması ve çiftçilerin satın alma gücündeki gerileme bu sektörde talebi sınırlayacaktır. İnşaat sektöründe, konut ve konut dışı bina inşaatlarında devam eden işlerin kazan ve radyatör talebini destekleyeceğini öngörüyoruz. Pompa, kompresör ve vana  talebi devam eden işler nedeniyle görece daha canlı olacaktır. 2016 yılında makine sektörünün bazı alt dallarında durağanlığın sürmesini bekliyoruz. Örneğin; metal sanayindeki fiyat düşüşleri ve talepteki gerileme ile metal işleme makineleri ve takım tezgâhları alanı zayıf kalacaktır. Maden, metal ve mineral fiyatlarındaki gerileme ve talepteki yavaşlama madencilik yatırımlarının ertelenmesine neden olmaktadır, bu nedenle madencilik makineleri alanı bu durumdan olumsuz etkilenecektir.

Özellikle 2015 yılı ihracat rakamlarına baktığınızda, Türkiye ekonomisinde makine sektörünün yeri nedir ve son yıllarda sektörün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Karşılaştırmalı ve sektörün son dönemdeki gelişimini ortaya koyan bir analizin sonuçları makine sektörünün performansının oldukça iyi olduğunu ortaya koymaktadır.

“Makine sektöründe %67’lik ihracat artışı…”

2014 yılında en fazla ihracat yapan ilk 5 sektörün, küresel kriz sonrasında (2009-2014 arası) ihracat artış hızları değerlendirildiğinde, Makine sektörünün (84.fasıl) %67’lik artış ile diğer 4 sektörü geride bıraktığını görüyoruz. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye’nin ihracatını sırtlayan ilk beş sektör içinde makine sektörünün küresel kriz sonrası ihracat artış hızını diğer sektörlerin yakalayamadığı anlaşılıyor. Otomotiv sektörü artış hızı %47, giyim eşyası %45 ve demir-çelik %21 olduğu düşünüldüğünde, makine sektörü ihracat artış hızının oldukça iyi olduğu görülmektedir.

Türkiye’nin toplam ihracatından makine sektörünün aldığı pay incelendiğinde sektörün 2004-2007 yılları arasında önemli bir performans sergilediği, kriz sonrası dönemde hafif bir yükseliş kaydettiği, 2011-2014 döneminde ise durağan bir seyir izlediği anlaşılmaktadır. 2014 yılında ise makine sektörü, %8,6 oranla Türkiye’nin toplam ihracatında bugüne kadar aldığı en yüksek payı elde etmeyi başarmıştır.

Son olarak makine sektörünün ihracattan aldığı paya bağlı olarak kaçıncı sektör olduğu da sektörün göreli gelişimini göstermesi açısından önemlidir. Buna göre 2004 yılında altıncı, 2005 yılında dördüncü en büyük ihracat sektörü olan makine, son 2 yıldır ikinci sırada yer almaktadır. Bu yönüyle makine sektörünün doğru politikalar ile desteklenmesi ve yön verilmesi durumunda 4 yıl içinde ihracatta ilk sıraya yerleşmesi mümkün görünmektedir.

makine_tanıtım

  • İhracattaki payın artmasına yönelik çalışma ve projeleriniz nelerdir?

Makine Tanıtım Grubu (MTG), “Türk Makinesi” algısını güçlendirebilmek amacıyla yurt içinde ve yurt dışında yoğun tanıtım faaliyetleri düzenlemekte, yine buralarda çeşitli fuarlara katılmaktadır. Özellikle hedef pazar olarak belirlenen Almanya, ABD ve Rusya gibi pazarlarda bu faaliyetleri yoğun olarak uyguluyoruz. Örneğin; 2015 yılı sonunda MTG’nin toplamda 20’ye yakın uluslar arası fuara katılmış olmasını hedefliyoruz. MTG katıldığı fuarlarda ziyaretçilere Türk Makine Sektörü hakkında bilgi vermekte, Türk makinesini tanıtıcı birçok reklam vermektedir. Bunların dışında medya ile buluşmalar, yayınlar, yurt dışına yönelik heyetler, toplantılar yaparak sektör algısını uluslar arası alanlarda geliştirmeye çalışıyoruz. Fuarlarda alt sektörlerin en önemli temsilcileri olan sektörel derneklerle de işbirliği yapmaktayız.

“Bizim anahtar sözcüklerimiz AR-GE ve İNOVASYON”

Uluslararası rekabet piyasalarında Türk firmalarının düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?  Buradan hareketle yerli sanayiden beklentilerinizi de öğrenmek isteriz…

Bu konuda bize fikir veren pek çok uluslararası endeks bulunuyor. Bu endeks değerlerinin neredeyse tamamında Türkiye olması gereken seviyenin altında görünmektedir. Aslında bu konudaki reçete çok açık: Ar-Ge ve İnovasyon… Bu iki anahtar kelimeye sıklıkla vurgu yapmaya ve her fırsatta önemine değinmeye çalışıyoruz.

Yaptığımız çalışmalarda Ar-Ge ve inovasyonun Türk ihracatına etkisini firma bazında ölçümledik. Buna göre her 1 TL’lik Ar-Ge harcamasına karşılık firmanın cirosunun 2-4,5 TL aralığında artış gösterdiğini tespit ettik. İhracat noktasında ise her 1 TL’lik Ar-Ge harcamasına karşılık firma ihracatı ortalamada 2,5 $’a kadar artış gösterebilmektedir. Bunun anlamı, firmanın hem iç pazarda hem de ihracatta en önemli yol arkadaşı Ar-Ge’dir.

Ürün ve süreç inovasyonunun ihracat üzerindeki etkisi ölçüldüğünde ise, her 1 TL’lik inovasyon harcamasının orta vadede firmanın ihracatına 6 $’a kadar pozitif bir katkı yaptığı anlaşılmaktadır.

Bu iki analiz sonucu bize, inovasyon odaklı ve Ar-Ge’yi esas alan kültüre sahip firmaların performansının önemli ölçüde farklılaştığını söylemektedir. Bir diğer sonuç ise, Ar-Ge ve inovasyona yönelik harcanacak her değerin misli ile firmaya ve daha da önemlisi ekonomiye katkı sağladığıdır.

“AR-GE desteği ihracat performansımıza olumlu yansıyor”

Yine sektör açısından değerlendirirsek devlet desteği sektör için yeterli mi, böyle bir destek var mı? Bu anlamda devletten beklentiniz nedir?

Öncelikle Ar-Ge desteklerindeki duruma bakmak faydalı olacaktır.

2013 yılı itibarıyla Ar-Ge desteklerinden yararlanan 2.607 ihracatçı firma bulunmaktadır. Bu sayı ile toplam ihracatçıların %4.5’inin Ar-Ge desteklerinden yararlandığı anlaşılmaktadır.

Ar-Ge desteklerinden yararlanan ihracatçıların sektörel dağılımı incelendiğinde, makine ve mekanik cihazlar sektöründe Ar-Ge desteklerinden yararlanan ihracatçıların toplam Ar-Ge yapan ihracatçıların yaklaşık üçte birlik kısmını oluşturdukları görülmektedir. İkinci sırada yer alan elektrikli makine sektörü de katıldığında toplam makine sektörünün, Ar-Ge desteklerinden yararlanan ihracatçıların %43’ünü oluşturduğu anlaşılmaktadır. Makine sektörünü, %8 ile demir çelikten eşya ve %7 ile plastik mamülleri sektörleri takip ediyor. Bu yönüyle makine sektöründe faaliyet gösterip Ar-Ge desteklerinden yararlanan ihracatçılar, diğer sektörler ile kıyaslandığında açık ara öndedirler.

Ancak makine sektöründe üretim ya da ihracat yapan firmaları düşündüğümüzde ya da tüm ihracatçıları ele aldığımızda bu desteklerin daha da artarak devam etmesi gerektiği sonucu çıkmaktadır.

Türk ihracatçısının, uluslar arası pazarlarda düşük işgücü maliyetlerine dayalı rekabetçi avantajı teknoloji üreten ve geliştiren, yenilikçi model ile desteklemediğimiz sürece dünya ticaretindeki payımızı istediğimiz seviyeye çıkartmak oldukça zordur.

“Devlet desteği almalarına rağmen, KOBİ’lerin %39’u Ar-Ge/inovasyon maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor.”

Son olarak, bu sene Türkiye’de ihracat yapan ve aynı zamanda inovasyon kabiliyetine sahip KOBİ’lere yönelik bir anket gerçekleştirdik. Anket sonuçlarına göre bu KOBİ’lerin yarısından fazlasının (%56) devlet desteği aldığı görülmektedir. Buradan hareketle, Türkiye’de Ar-Ge ve inovasyon kültürünün yerleştirilmesinde devlet desteklerinin çok önemli bir rol oynadığı söylenebilir. Ancak anketten çıkan bir diğer önemli sonuç, bu firmaların destek almalarına rağmen, %39’unun Ar-Ge/inovasyon maliyetlerini karşılamakta zorlandığıdır. Yani mevcut desteklerden yararlanan firmaların dahi henüz Ar-Ge/inovasyon faaliyetleri sürdürebilir görünmemektedir.

“Kur düzeyindeki yukarı yönlü öngörülemezlik ihracatçının performansını olumsuz etkilemektedir.”

Yıl içinde çeşitli sebeplerle sık sık yaşanan döviz kurundaki dalgalanma sizleri nasıl etkiledi/etkiliyor?

Türkiye’nin ihracatı üzerinde yapılan çalışmalarda, kurdaki volatilitenin ihracatı olumsuz etkilediği net bir şekilde ortaya konulmuştur. Kur düzeyindeki yukarı yönlü öngörülemezlik ihracatçının performansını olumsuz etkilemektedir. Diğer taraftan kurdaki bu artış, yıl sonunda şirket bilançoları üzerinde karlılıklarda aşağı yönlü bir baskı oluşturacaktır. Türkiye’de reel kesimin döviz pozisyonu açığının 180 milyar dolar olması, kur artışından dolayı reel sektörün en azından bilançolarında gözle görülür bir tahribat yaratacağını söylemek mümkündür. Bu noktada asıl önemli tehlikelerden bir tanesi de  IMF raporunda da yer verilen, Türkiye’nin 2007-2014 arası dönemde şirketler kesiminin milli gelirin yaklaşık yüzde 22’si kadar borç artışı ile Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyor olmasıdır. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ekonomik büyüklüğü ile kıyaslandığında borçluluğu önemli ölçüde artan bir şirketler kesiminin, bozulan finansal tablolarına bir de yüksek faizler eklendiğinde karşımıza dikkat edilmesi gereken bir tablo çıkacaktır.

türkmakine_fuar

 “ABD ve AB ülkeleri hedef ülkelerimiz olacak”

2015 yılı Birliğiniz ve değerli üyeleriniz için nasıl geçti?

2015 yılı ihracat için oldukça zorlu koşullar altında geçmektedir. Euro-Dolar paritesindeki gerileme, Avrupa pazarında toparlanma çabaları, yakın pazarlarda süren jeopolitik riskler, petrol, enerji ve emtia ihraç eden ülke pazarlarında yavaşlama ve dünya ticaretinde durağanlık gibi gelişmeler ihracatta rekabeti zorlaştırmaktadır. İçeride ise Türk lirasında yaşanan dalgalanmalar, belirsizlikler yaratmaktadır. Türkiye ihracatının özellikle ilk 9 ayda yüzde 12 gerilemiş olması da ihracat eğilimi için olumlu işaretler vermiyor. Üyelerimiz de Türkiye ekonomisinin yaşadığı bu sıkıntılı süreçten oldukça etkilenmiştir. Ancak Makine İhracatçıları Birliği olarak 2015 yılında ekonomik büyümeleri yeniden hızlanan ABD ve Avrupa Birliği gibi gelişmiş ülkeleri öncelikli hedefler olarak belirledik. Dolayısıyla büyüme ve yatırımların toparlandığı ülkelere pazarlama ve tanıtım faaliyetlerimize öncelik vererek çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Öncelikli hedefimiz yaşanan ihracat düşüşünü telafi edebilmek…”

Öncelikle 2016 yılı ve sonraki yıllar için uzun vadeli hedeflerinizden bahseder misiniz?

2015 yılı ülkemizde siyasi iktidarsızlık ve beraberinde ekonomik sorunları getirdi. Bunun yanında çevre ülkelerde yaşanan sorunlar da ülkemiz ihracatının olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur. Öncelikli hedefimiz yaşanan ihracat düşüşünü telafi edebilmek, mevcut pazarları korumak ve yeni pazarlar eklemektir.

2014 yılında Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu’nu (MAKFED) kurduk. MAKFED şimdi 16 üye derneğiyle Türkiye’nin makine imalat sektörünün tepe örgütü olma vasfıyla çok önemli bir sorumluluk üstlendi. Ülkemiz küresel rekabete hazır olarak uluslar arası temsil erkine sahip bir sivil örgüte kavuşmuş oldu. Yüksek katma değerli, teknoloji yoğun ürünler üreten, Avrupa makine sektöründe söz sahibi bir ülke olmak yönünde çalışmalarımız güçlenerek devam edecek.

  • Verdiği değerli bilgiler için Sayın Adnan Dalgakıran’a teşekkür ederiz.

türk_makinesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir