ÜLKEMİZİN RÜZGÂR POTANSİYELİ YÜKSEK… | Enerji ve Maden Dergisi

ÜLKEMİZİN RÜZGÂR POTANSİYELİ YÜKSEK…

26 Eylül 2015
Comments 0

Etiketler , , , ,

Rüzgâr enerjisi konusunda Türkiye’deki en güçlü sivil toplum kuruluşu olarak adından söz ettiren ve ‘Rüzgâr Enerjisi İstatistikleri Raporu’nu detaylı şekilde sunan TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, rüzgâr enerjisi yatırımlarında Türkiye’deki son durumu anlattı. Ataseven, “Ülkemizin rüzgâr potansiyeli yüksek…” diyerek sorularımızı içtenlikle yanıtladı.

  • Birliğin kuruluş amacı, hedefleri ve faaliyetleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

TÜREB (Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği) rüzgâr enerjisi ile ilgili bilimsel, teknik ve uygulamalı araştırmaları takip etmek, rüzgâr enerji kaynağının kullanımını yaygınlaştırmak için faaliyetlerde bulunmak amacıyla kurulan sivil toplum örgütüdür. Enerji Bakanlığı ile koordineli olarak Türkiye Rüzgâr Enerjisi potansiyelinin ülke ekonomisine kazandırılması doğrultusunda çalışmalarda bulunmaktadır. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği’nin resmi Türkiye şubesi, rüzgâr enerjisi konusunda Türkiye’deki en güçlü sivil toplum kuruluşudur.

Faaliyetlerimizi hem yurt içinde hem yurt dışında sürdürüyoruz. Yatırımcılara ve sektör oyuncularına yol göstermek üzere araştırmalar yapmak, sektörü bir araya getirecek ve sorunlarına çözüm olabilecek toplantılar düzenlemek, bilgi artırımı ve paylaşımlar için teknik geziler düzenlemek, sektör çalışanlarına ilgili konularda eğitimler vermek, yol gösterici dokümanlar hazırlamak gibi faaliyetlerimiz var. Bir taraftan sektör oyuncularını bilgilendirip sorunlarını çözmek için kamu ile bir köprü oluşturma vazifesi görürken, diğer yandan halkın rüzgâr enerjisi konusunda bilinçlenmesi için projeler ve bilgilendirici çalışmalar yürütmekteyiz.

  • Rüzgâr enerjisi yatırımlarında Türkiyenin bulunduğu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu anlamda Türkiye, rüzgâr enerji kaynağı açısından nasıl bir rol üstleniyor?

Türkiye’de rüzgâr enerjisinin gelişimi 2005 yılından sonra başladı. 2006 yılında 30 MW olan kurulu güç, 2015 yılına geldiğimizde 4.192 MW’a kadar çıktı. Son yıllarda tüm dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru bir yönelme var. Bunların içinde en çok talep gören de rüzgâr enerjisi diyebiliriz. Çevreci ve tükenmeyen kaynakların kullanımı uzun vadede ekonomik ve ülkenin enerji bağımsızlığını sağlayan bir seçenek… Rüzgâr potansiyelimize ve 2023 yılı hedefimize baktığımızda, şu anki kurulu gücümüz az görünse bile, son on yıllık ilerleyişe baktığımızda alkışa değer bir durum var.

Bulunduğumuz noktayı daha iyi anlatabilmek için, geçtiğimiz günlerde yayınladığımız ‘rüzgâr istatistik raporu‘muzdan birkaç veri paylaşmak istiyorum. 2013’de 2.958 MW olan kurulu gücümüzün, 2014 sonunda 3.762 MW’a, 2015’in ilk yarısında ise 430 MW’lık bir artışla 4.192 MW kapasiteye çıktığını görüyoruz. İnşası devam eden 43 Rüzgâr Enerji Santrali’nin (RES) toplam kurulu gücü 1.427 MW’ı buluyor. Tüketilen elektriğin %6’sı rüzgâr enerjisinden karşılanıyor. Bu oranın %20’ler seviyesine çıkması planlanıyor. Enerjisinin %72’sini ithal eden bir ülke olarak, dışa bağımlılığımızı azaltmada büyük katkısı olacağını düşündüğümüz rüzgâr enerjisinin gelişimi ve yaygınlaştırılması için TÜREB olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz.

  • Türkiye’de rüzgâr enerjisi yatırımcıları açısından devletten beklentiniz nedir?

Orman Bakanlığı 24 projeyi sonradan yasaklanan bölge kapsamına aldı. Bakanlık ile yaptığımız toplantılardan bir sonuç alamadık. Bu 24 projenin bedeli yaklaşık 2 milyar dolar civarında. Bu santraller hayata geçse yıllık 300 milyon dolarlık enerji ithalatının önüne geçmiş olacağız. Bu yasaklamanın bedeli ülkemiz için çok ağır. Proje bazında değerlendirme yapılarak hatta türbin bazında incelenerek karar verilmesinin doğru olacağını düşünüyoruz.

Rüzgâr yatırımlarında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından imar harçlarına çok yüksek rakamlar talep edildiğini gördük. 2014 yılı öncesi rüzgâr yatırımları harçlarına yüzde 50 indirim söz konusuydu, 2014’te bu indirimler kalktı. İmar harçlarında da artışlar oldu. Bu artışlar da rüzgâr projelerinin fizibilitesini etkilemeye başladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın imar harçları ile ilgili düzenlemelerini yeniden gözden geçirmesini arzu ediyoruz. Ayrıca her fırsatta dile getirdiğimiz inşaat izin süreçlerinin kısaltılıp daha basit hale getirilmesini talep ediyoruz. Bu sayede daha hızlı yol alınabilir. Bir de radarla ilgili konuda çözüme kavuşturulmasını beklediğimiz hususlar var.

Tüm bunlarla birlikte yatırımcı her aşamayı tamamlayıp, izinleri alıp sahaya girecekken, spekülatörlerin tepkileri ile karşılaşıyor. Rüzgâr enerjisi konusunda halkı bilinçlendirmek için kamu spotları hazırlanmasının doğru olacağını düşünüyoruz.

  • Rüzgâr enerjisi yatırımlarında 2023 hedefi olarak bilinen 20 bin MW’a ulaşılabilmesi konusunda umutlu musunuz?

TÜREB’in hazırladığı yol haritasında da belirttiğimiz gibi, mevcut koşullar devam ederse 2023 yılında 10.620 MW civarında kurulu güce ulaşabiliyoruz. Ancak farklı düzenlemeler ve mevzuat değişiklikleri yapılırsa 20.000 MW’lık hedefi gerçekleştirebiliriz. Ülkemizin rüzgâr potansiyeli yüksek… Bu potansiyeli değerlendirebilecek her türlü altyapıya sahibiz. Sadece sektördeki hızlı ilerleyişi sağlayabilmek adına mevzuat değişikliklerine ihtiyacımız var. Bunu sağladığımızda hedefe rahatlıkla ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Aksi takdirde kâğıt üstünde kalan bir hedef olacak.

  • Rüzgâr enerji atıkları, kayıpları ya da verimsizlikleri söz konusu oluyor mu? Varsa, giderilmesi için önerileriniz nelerdir?

Rüzgârdan enerji elde ederken oluşan bir atık söz konusu değil. Rüzgâr çevreci bir kaynak… Türbinler ömrünü tamamladıktan sonra oluşan atık ise çoğunluğu geri dönüştürülebilir materyaller. Yeni nesil türbinler maksimum verimlilik sağlanacak şekilde tasarlanıyor. Ülkemizde kullanılan türbinler de yeni nesil türbinlerdir. Bu nedenle verimlilikle ilgili bir sorun bulunmuyor.

  • Rüzgâr enerjisi potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, tam kapasiteyle kullanım sağlansa Türkiye’de ne tür avantajlar oluşacaktır? Buradan hareketle diğer enerji kaynaklarına kıyasla neden rüzgâr enerjisi tercih edilmelidir?

Türkiye’nin tekno ekonomik rüzgâr kapasitesi on-shore’da 38.000 MW, off-shore’da 10.000 MW olmak üzere toplam 48.000 MW’dır. Türkiye’nin elektrik enerjisindeki kurulu gücü ise temmuz başı itibariyle 71.600 MW’tır. Bugünkü teknolojinin ve koşulların izin verdiği kapasiteyi en iyi şekilde kullanıyoruz. Temmuz 2015 itibariyle rüzgârın toplam elektrik kurulu gücü içindeki payı %5,6’lar seviyesine ulaştı. 2023 yılında toplam elektrik kurulu gücünün 100.000 MW olacağı öngörülüyor. Rüzgârın payının ise %20’ler seviyesine çıkması yani 20.000 MW’a ulaşması hedefleniyor. Bu da daha ucuz enerji ve dışa bağımlılığımızın azalması anlamına geliyor.

Rüzgâr dışa bağımlı olmayan yerel bir kaynaktır. Bu açıdan stratejik ve politik önemi vardır. Ayrıca karbon emisyonunu azaltmada ve küresel ısınma ile ilgili mücadelede büyük fayda sağlar. Kaynağına para ödemediğimiz için ucuzdur.

Türkiye çok ciddi yenilenebilir kaynaklara sahip bir ülkedir. Dışa bağımlılığımızı en aza indirmek, çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak için fosil yakıt kullanımını azaltmalı ve rüzgâr kullanımını arttırmalıyız.

  • Değerli yanıtlarınız için teşekkür ederiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir