1236 MW’LIK KÖMÜR SANTRALİ | Enerji ve Maden Dergisi

1236 MW’LIK KÖMÜR SANTRALİ

23 Eylül 2015
Kategori
Son Haberler
Comments 0

Etiketler , , , ,

Türkiye’nin önde gelen demir çelik kuruluşları arasında yer alan İÇDAŞ’a ait Biga’daki Bekirli Termik Santrali’nin 618 MW’lık ikinci ünitesi de devreye alındı.

Demir çelik sektöründe çok yüksek enerjiye ihtiyaç duyulması nedeniyle enerji yatırımlarına da yönelen İÇDAŞ, Bekirli Kömür Santrali’nin 618 MW’lik ilk ünitesini 2011 yılında devreye almıştı. Kurulumu tamamlanan ve yine 618 MW’lık ikinci ünite ise 20 Mayıs 2015 tarihinde yapılan resmi açılış ile devreye alındı.

Bekirli Kömür Santrali Tam Kapasiteyle Devrede

İÇDAŞ Elektrik Enerjisi Üretimi ve Yatırımı A.Ş.’ye ait ve Türkiye’nin kömüre dayalı en büyük elektrik üretim tesislerinden biri olan Bekirli Kömür Santrali’nde ikinci ünitenin de devreye girmesiyle birlikte tesis kurulu gücü 1.236 MW oldu.

Bekirli Termik Santrali, Çanakkale Boğazı’nın altından geçirilecek hatlarla Trakya’nın elektrik ihtiyacının karşılanmasında da önemli bir fonksiyona sahip… Bununla birlikte santral, ülkenin konumu nedeniyle elektrikteki kurulu gücün bölgesel dağılımı açısından da kritik bir rol üstleniyor.

Toplam kurulu gücü 1236 MW’a ulaşan Bekirli santralinde üretilecek elektriğin Avrupa Yakası’na taşınmasıyla elektrik kesintileri riski de ortadan kaldırılmış olacak. Bu riskin en yoğun olduğu İstanbul ve çevresinde, özellikle doğalgaz yetersizliğiyle ortaya çıkabilecek elektrik kesintileri önlenecek.

Su Tasarruflu Santral

İçme suyu dâhil tüm su ihtiyacının denizden ters osmoz tekniği ile karşılandığı kömür santrali tesisinde, endüstriyel ve evsel kaynaklı atık sular da arıtma tesislerinde kullanma suyu kalitesine getirilerek tekrar kullanılıyor. Tüm atık suların sulama ve toz bastırma işlemlerinde kullanıldığı santralde, soğutma suyu deşarjı dışında atık su deşarjı yok.

Çanakkale’den Trakya’ya elektrik açılışı yapılan Bekirli Termik Santrali, Marmara’nın güneyinde yer almasına rağmen aynı zamanda Marmara’nın kuzeyine de hizmet etmiş olacak. Boğazın altından 200 milyon dolarlık yatırımla 380 kW’lık kabloyla geçen sistemi var. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Bekirli Termik Santrali’nin ikinci ünite açılışında yaptığı açıklamada, “Lapseki II ve Sütlüce II ile 185 milyon TL’lik daha yatırım yapacağız ve İÇDAŞ’ın bu tesisi Trakya bölgesinin en önemli enerji kaynaklarından biri olacak.” diye konuştu.

İlk Ünitede Bile Temiz Enerji

Deniz seviyesinden 15 m yüksekte kurulan santral yüksek verimli Süperkritik kazan/türbin ve çevresel açıdan DESOX (Baca Gazı Kükürt Arıtma) ve DENOX (Azot Oksitleri Giderme) üniteleri ile teçhiz edildi. Santral 22,12 MPa-374 C gibi değerlerde, yani kritik basınç ve sıcaklığın üzerinde çalışıyor olması nedeni ile süperkritik adını almaktadır. Süperkritik buhar değerleri bölgesindeki çalışma, termal verimin daha yüksek olması nedeni ile daha ekonomik enerji ve baca gazı arıtma üniteleri ile daha temiz enerji üretimi sağlamaktadır.

Peki, Termik Santraller Neden Zararlı?

Bekirli Termik Santrali ve enerji üretimi konusunda İÇDAŞ’ın bu yatırımı hakkında haberimizi hazırlarken, termik santral yatırımlarına kamuoyunda neden tepkinin oluştuğunu, bu tepkilere konu olan zararların neler olduğunu Enerji ve Maden Dergisi okuyucuları için araştırdık. Termik santraller, Türkiye’de elektrik enerjisi üretiminde ve bu alandaki yatırımlarda önemli bir paya sahip… Ancak insan hayatının devamı için gerekli olan elektrik üretiminde ihtiyaç duyulan termik santrallerin faydası olduğu kadar, belki daha fazla oranda zararları olduğunu da çalışmamız sırasında anladık.

Elektrik ihtiyacını önemli oranda karşılaması, istihdam alanı yaratması açısından önemsenebilecek termik santraller, insan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri, küresel iklim değişikliği tehdidi nedeniyle toplumun büyük kesimi tarafından tepki çekmektedir. Bu tepkiler dolayısıyla da günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlar hızla artmaktadır.

Mazot kullanılan termik santrallerde, çevreye verilen zarar kömürle işleyen santrallere göre daha düşüktür. Ancak Türkiye’de linyit kömürü kaynaklarının fazla olması nedeniyle termik santraller genellikle kömüre dayalıdır.

“Termik santral atıkları olan ağır metallerin karıştığı yer altı suları kirlenir ve kullanılamaz hale gelir.”

Çevre kirliliğine ve küresel ısınmaya yol açan fosil yakıtlar grubunda yer alan kömür ile çalışan termik santrallerde, temizleme işlemlerinden sonra açığa çıkan sıcak su denize ve toprağa dökülüyor. Sıcak atık su nedeniyle buralarda yaşayan birçok canlı yok oluyor. Ağır atıklar nedeniyle bölgedeki toprağın verimi de düşüyor. Ağır metallerin karıştığı yer altı suları kirlenir ve kullanılamaz hale gelir. Santralden çıkan gaz atıklar ise havanın kirlenmesine ve zaman zaman da asit yağmurlarına sebep oluyor. Sera gazı emisyonlarının sorumlusu olarak görülen kömür kullanımı nedeniyle termik santralden çıkan büyük miktarda zehirli cıva ve arsenik çevreye yayılmaktadır. Bu da çevre koşulları açısından ciddi tehlike oluşturmaktadır.

Biyolojik Yaşam İçin Tehlikeli

Soğutma suyu gereksinimi nedeniyle genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulan termik santraller, buralardaki biyolojik yaşamı tehlikeye sokmaktadır. Santralden yayılan kül atıklar da çevreye büyük oranda zarar vermektedir. Kül atıkların bulunduğu bölgeye yakın yerlerde yaşayan insanlar için radyasyon riski oluşmaktadır.

Küresel ısınmanın yanı sıra kış sezonunda yoğun sis, pus ve duman oluşumunda ise kömürle çalışan termik santrallerden çıkan siyah karbon etkilidir.

“Yüksek kükürt oranı, insan sağlığı açısından solunum bozukluğu gibi hastalıklara yol açmaktadır.”

Termik santrallerin bacasından yayılan kükürt dioksit ve azot oksitler, bitki örtüsüne zarar vermekte, özellikle bitkilerin yapraklarındaki klorofillerin yapısını bozmakta, bitki kalitesini bozmaktadır. Kükürt dioksitin bitkilere verdiği zararın yanı sıra topraktaki asitleşme artmakta, mikrobiyolojik etkinliği yok etmekte, bitkilerin direncinin azalmasına neden olduğu için böcek ve mantarların üremesine yol açmaktadır. Böylece bitki örtüsü ile tarımsal üretimde verim ve kalite giderek yok olmaktadır. Ayrıca havaya salınan yüksek kükürt oranı, insan sağlığı açısından solunum bozukluğu gibi hastalıklara yol açmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir