BAĞIMSIZ BİR ENERJİYE İHTİYACIMIZ VAR | Enerji ve Maden Dergisi

BAĞIMSIZ BİR ENERJİYE İHTİYACIMIZ VAR

1 Şubat 2016
Comments 0

Etiketler , , , , ,

mustafa_serdar_atasevenTürkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, Türkiye’nin enerji potansiyelini ve neden yerli, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiği konularını okuyucularımız için değerlendirdi.

“2015’in sonlarında yaşadığımız Rusya krizinde bir kez daha anladık ki, bağımsız bir enerji kaynağına ihtiyacımız var.”

2015 yılı için rüzgâr tahminlerimizi yaparken toplam kurulu gücümüzün 5000 MW düzeyinde olabileceğini söylemiştik. Henüz yıl sonu rakamları netleşmese de 2015 yılını birçok olumsuzluğa rağmen öngördüğümüz 5.000 MW’a yakın bir şekilde tamamlamış olacağız. Aslında bu rakam daha yüksek olabilirdi ama sektörün bazı sorunlarının çözülememesi, Ortadoğu’da yaşananlar derken yatırımcılar temkinli ilerlemeyi seçti.

2015’e baktığımızda inşa halinde olan santrallerin bir önceki yıla göre daha fazla olduğunu (1.900 MW) görüyoruz. Bu da önümüzdeki yıl 1.000 MW’ın üzerinde bir kurulu gücün hayata geçebileceğini gösteriyor. Yani 2016 yılı sonunda rüzgâr kurulu gücümüzün 6000 MW civarında olacağını öngörüyoruz.

“Sektör sorunları azaldı ama aşılması gereken bazı noktalar var”

Geçmiş yıllara oranla mevzuatlar oturdu. Sektör paydaşları tecrübe kazandı. Sektör sorunları azaldı ama aşılması gereken bazı noktalar var.

Bize göre sektörde ilerleyişimizi kesen üç temel noktamız var. Bunlardan bir tanesi Orman Bakanlığınca rüzgâra kapatılan bölgeler nedeniyle yatırıma dönüşemeyen 1033 MW’lık projeler.

İkinci nokta; yasaya uygun olarak yapılan acele kamulaştırmalar karşısında, Danıştaydan gelen yürütmeyi durdurma kararları. Bunlar projelerin uzamasına neden oluyor. Diğer yandan yabancı yatırımcıların ülkemize bakışını olumsuz etkiliyor. Sektöre temkinli yaklaşan yatırımcı yavaş hareket ediyor.

Üçüncü konu da radarla ilgili… Bazı rüzgâr projelerinin Teknik Etkileşim Analizi (TEA) ile ilgili süreçleri uzuyor ve projeler bekliyor. Radarla olan etkileşimlerin uluslar arası düzeyde kabul görecek şekilde değerlendirilmesini talep ediyoruz. Özellikle orman ve TEA’da proje bazlı inceleme yapılırsa sektör için daha yararlı olacağı görüşündeyiz.

“Yenilenebilir enerjinin önünü açacak kampanyalara ihtiyaç var”

2015’in sonlarında yaşadığımız Rusya krizinde bir kez daha anladık ki, bağımsız bir enerji kaynağına ihtiyacımız var. Yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelmek zorundayız. ‘Her şerde bir hayır var’ derler. Yaşadığımız bu olumsuz ilişkilerin olumlu tarafı da yerli kaynaklarımızı fark etmek ve bunları hızla hayata geçirmek olmalıdır.

Olabilecek en kısa sürede bu kaynaklarımızı ekonomiye kazandırmamız lazım. Enerjimiz bağımsız değilse, siyasi, politik ve ekonomik açıdan bağımsız olamayız. Mesela Danimarka 70’li yıllarda ortaya çıkan petrol krizinde rüzgârı keşfetti. Şu an elektrik ihtiyacının %40’ını kendi karşılıyor. Bizim de çok ciddi bir potansiyelimiz var. Enerji ile tehdit edilemeyecek bir ülke haline gelmeliyiz. Ayrıca çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya, temiz bir çevre bırakmak için rüzgâra ve diğer ‘yenilenebilir enerji kaynakları‘na ihtiyacımız var.

“Türkiye’nin yarısı kadar büyüklüğe sahip Almanya’da, 40.000 MW kurulu güçten bahsediyorsak ve biz hala ülkemizde 5.000 MW’ları konuşuyorsak şapkayı önümüze alıp bir düşünmemiz lazım. Üstelik Almanya’da rüzgâr potansiyeli bizimkinden %20- %30 daha düşük.”

‘Rüzgârı geliştirebilmek için neler yapmamız lazım, sorunlarımız, çözüm önerilerimiz neler?’ hepsini rapor olarak hazırladıktan sonra Enerji Bakanımızla bir araya geleceğiz ve kendisine bu raporu sunacağız. Aynı zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığımızla da bunları paylaşacağız. Rüzgâr enerjisi bir mühendisliği veya tek bir formasyonu içermiyor. Aynı zamanda bir bakanlığı da ilgilendirmiyor. Yatırımları arttırmak ve rüzgâr potansiyelini ekonomiye kazandırabilmek için bu iletişime ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var.

Türkiye’nin yarısı kadar büyüklüğe sahip Almanya’da, 40.000 MW kurulu güçten bahsediyorsak ve biz hala ülkemizde 5.000 MW’ları konuşuyorsak şapkayı önümüze alıp bir düşünmemiz lazım. Üstelik Almanya’da rüzgâr potansiyeli bizimkinden %20-% 30 daha düşük…

“2016’da daha fazla kurulu güce ulaşabiliriz”

2015 yılında sektöre bir dinamizm geldi. 7,5 yıl aradan sonra Nisan ayında alınan 3.000 MW’lık başvurular önemlidir. 2016 yılı için de 2.000 MW’lık kapasite açıklandı. Türkiye rüzgâr sektörüne 11.000 MW’lık proje stokunun ardından 5.000 MW’lık yeni bir stok girdi. Bu çok önemli bir dönüm noktasıdır. Artık Türkiye’de sürdürülebilir bir rüzgâr enerjisi sektörünün oluştuğunun göstergesidir. Kısa sürede hayata geçeceğini ümit ediyoruz.

“Otomotiv sektöründe olduğu gibi rüzgâr sektöründe de üretim üssü haline gelmek hiç zor değil…”

Bunun yanında artık ülkemizde rüzgâr sanayisinden de bahsetmeye başladık. Kanat ve kulede sıkıntımız yoktu. Jeneratörü, nasel denilen kabin kısmını da üretmek isteyen türbin üreticileri olduğunu biliyoruz. Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomik sorunlar çözüldüğünde, gelişen pazarlar olarak o bölgelerde de yatırım yapmak cazip olacaktır. Sanayi üssü için Türkiye çok uygun bir ülke. Türk işçisinden daha fazla verim alıyorlar. Lokasyonumuz iyi. Maliyetler düşük. Rüzgâr endüstrisi yatırımcıları oluşmaya başladı. Yurtdışından sertifikasyonu olan rüzgâr sanayicisi ile işbirlikleri kurulsun istiyoruz. Aynı otomotiv sektöründe olduğu gibi rüzgâr sektöründe de üretim üssü haline gelmek hiç zor değil…

2015 yılında Kıtalararası Rüzgâr Enerjisi Kongresini (IWPC) ve TÜREK 2015’i gerçekleştirdik. Her iki etkinlik de çok keyifli ve verimli geçti. Avrupa’daki yatırımcı ve sanayicilerle işbirlikleri anlamında güzel gelişmeler yaşandı. Bu etkinliklerin devamı katılımcılar tarafından talep ediliyor.

Ayrıca Husum’da katıldığımız fuarda stant açarak ülkemizi rüzgâr sektöründe temsil ettik. Ve ülkemizdeki rüzgâr potansiyelini anlatmaya çalıştık.

Kısacası her etkinlikte Türkiye rüzgârının verimliliğini, hedeflerimizi ve istikrarlı ilerleyişimizi anlatmaya çalışıyoruz. Umarız önümüzdeki on yıllık süreç içinde enerjide daha bağımsız bir ülke haline gelebiliriz.

Mustafa Serdar Ataseven

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir