Enerji Talebinde İbre Doğu’ya Kayıyor | Enerji ve Maden Dergisi

Enerji Talebinde İbre Doğu’ya Kayıyor

13 Ekim 2017
Kategori
Son Haberler
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, IICEC Uluslararası Enerji ve İklim Forumu’nda yaptığı konuşmada, ekonomik büyümeye paralel enerji talebinin artık çok daha yoğun bir şekilde Batı’dan Doğu’ya kaydığını ifade etti.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından her yıl düzenlenen IICEC Uluslararası Enerji ve İklim Forumu’nun 8’incisi bu yıl “Global enerji yatırımları? Sırada ne var?” temasıyla yapılıyor.

Forumun açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, küresel enerji ihtiyacının 2050 yılına gelindiğinde günümüzün yaklaşık 2 katı olmasının beklendiğini belirterek, bu ihtiyacın karşılanması için son dönemde atılan adımların, özellikle enerjide dengelerin büyük oranda değişmesine zemin hazırladığını söyledi.

Bakan Albayrak, şöyle konuştu: “Yeni teknolojilerin ortaya çıkışı ve sürekli inovasyon ile birlikte daha önce ulaşılamayan alanlarda üretimin artık mümkün olması ve yeni enerji kaynaklarının doğuşu, daha önce net ithalatçı olan benzer ülkelerin enerji ihracatçısı durumuna gelmelerinin önünü açtı.

Ekonomik büyümeye paralel enerji talebi artık çok daha yoğun bir şekilde Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Çin, Hindistan, Afrika, Ortadoğu ve Güneydoğu Asya ekonomilerinin belirledikleri ve ortaya koydukları büyüme, kalkınma hedeflerine ulaşabilmeleri ve gelişen sanayilerin gereksinimlerini karşılayabilmeleri için enerji kaynaklarını çeşitlendirmeleri, büyük bir önem arz etmeye başladı.”

“Rüzgar enerjisi kapasitesi büyüklüğüne göre 2016 yılında Dünyada 7., Avrupa’da 3. olduk”

Bakan Albayrak, Türkiye gibi enerjide yüksek oranda dışa bağımlı ülkeler için enerji ihtiyacının uygun bir şekilde karşılanmasının sürdürülebilir bir büyüme için kritik bir değer taşıdığını belirtti.

Albayrak, şunları söyledi: “2002 yılından bu yana Türk ekonomisi yılda yaklaşık %6’lık bir büyüme gösterdi. Peki, bu ekonomik büyüme beraberinde bir enerji talebi doğurmadı mı? Türkiye olarak orta ve uzun vadeli enerji projeksiyonumuzda, arz güvenliğimizi sağlarken ülke olarak karbon izimizi de anlamlı bir şekilde azaltıyoruz. 2016 yılında kurulu gücümüze eklenen kapasitenin %55’ini yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu. Bu yılın ilk 8 ayında devreye aldığımız enerji üretim tesislerimizin de % 64’ü yine yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı tesisler oldu. Türkiye olarak devreye alınan rüzgar enerjisi kapasitesi büyüklüğüne göre 2016 yılında Dünyada 7., Avrupa’da 3. olduk.

Türkiye’nin 2017 Ağustos sonu itibariyle 81.355 megavatlık kurulu gücünün, kapasitesinin %45’ini yenilenebilir enerji kaynakları oluşturuyor. Bu oran, Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama %42. İşte 2016 yılı rakamlarına göre Avrupa Birliği’nde üretilen toplam elektriğin %29’u yenilenebilir enerji kaynaklarından. Türkiye bu alanda da Avrupa Birliği’nin üzerinde bir performansla %33’ü yakalamış durumda ve büyümeye devam ediyor.”

“Yenilenebilir enerji kaynaklarının azami oranda enerji sepetine katkıda bulunmasını sağlayacağız”

“Yenilenebilir enerji kapasitesiyle ilgili hedeflerimiz ve YEKA modelimiz, Türkiye’nin temiz çevreci ve enerji yatırımları da bu bağlamdaki hedeflere ulaşmak için ne kadar ciddi bir hedef ortaya koyduğunu ifade ediyor.” diyen Bakan Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Gelecek 10 yılda hükümetimizin önemli hedeflerinden biri olan, 10 yılda 10 bin megavat güneş, 10 bin megavat rüzgar enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının azami oranda enerji sepetine katkıda bulunmasını sağlayacağız. YEKA modeli ile sadece yenilenebilir kaynağın kapasite olarak portföy olarak artışını değil, aynı zamanda teknolojilerinin de Türkiye’de üretilmesi sağlanacak. Bu yıl içinde gerçekleştirdiğimiz rüzgar ve güneş ihalelerine dünyanın önde gelen şirketlerinin tamamının başvurması ve ortaya çıkan rekabetçi fiyatlar, ne kadar doğru adımlar attığımızı teyit ederken, Türk ekonomisine duyulan güvenin de en net resmi oldu.”

“Eski termik santrallerde çevreci teknolojiler ile dönüşüm sürecini başlattık”

Bakan Albayrak, Türkiye’de kurulu eski nesil termik santralleri de çevreci teknolojilerle dönüştürme sürecini başlattıklarını belirterek şöyle devam etti:

“2019 yılına kadar hedefimiz eski nesil termik santrallerin tamamını, tüm çevre yatırımları, filtre yatırımları, kalibrasyon yatırımları, hepsini tamamlamak. Bu santralleri insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi olmayan ve en son uyumlu teknolojik anlamda santral haline getireceğiz. Gelişmekte olan bir ülke olarak elbette tüm yerli kaynaklarımızı, enerji ihtiyacımızı karşılamak için azami ölçüde kullanacağız.”

“Türkiye’nin dünyayı en fazla kirletenlerle aynı kategoride aynı külfete tabi tutulması kabul edilebilir bir şey değildir”

“Paris İklim Zirvesi ile istenilen sonuçlara ulaşılabilmesi için uygulamada hakkaniyet ilkesi kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır.” diyen Bakan Albayrak, şöyle devam etti:

“2015 Paris İklim Zirvesi’nde ortaya çıkan, Türkiye’nin daha önce atıf yapılan özel statüsünün ortadan kalkması, gelişmekte olan bir ülke olmasına rağmen, gelişmiş ülkeler arasında sayılması konusu kabul edilebilir değildir. Türkiye dünyanın en az kirleten ülkeleri arasında yer alırken, en fazla kirletenlerle aynı kategoride aynı külfete tabi tutulması kabul edilebilir bir şey değildir. 2017 verilerine göre Türkiye’nin kişi başına düşen sera gazı salımı 5,90 ton civarında. Kişi başı sera gazı salınımında aynı sınıfta görüldüğümüz ABD 16,2 ton, Almanya yaklaşık 9 ton, Rusya 11,2 ton. Türkiye hem iç ekonomik dinamikler açısından büyüme potansiyeliyle hem bölge ve pazar altyapısı noktasındaki büyüme ihracat ve iş birliği potansiyeliyle dünyadaki sayılı ülkelerden biri. Bu anlamda enerji piyasaları üzerinde de Türkiye bu noktada dünyadaki en güvenilir, yatırım yapılabilirlik noktasında en cazip ülkelerden biri olmaya bundan sonra da devam edecek.”

Comments are closed.