TÜRK ÇELİK SEKTÖRÜ ÜRETİMİ KISTI | Enerji ve Maden Dergisi

TÜRK ÇELİK SEKTÖRÜ ÜRETİMİ KISTI

12 Mayıs 2016
Kategori
Son Haberler
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Kapasite artırımının sektörü çıkmaza sokacağını dile getiren ÇİB Başkanı Namık Ekinci, “Öncelikli olarak yapmamız gereken var olan kapasitemiz ile üretimimizi katma değeri yüksek ürünlere yönlendirmek. Aksi halde sektörün çıkmaza girmesi kaçınılmazdır.” dedi.

2012 yılından beri üretim ve ihracatı üzerinde baskı oluşturan birçok sorunla mücadele eden Türk çelik sektörü üretimini kıstı. Dünya çelik fiyatlarındaki düşüş, sektöre yönelik haksız damping iddiaları, en önemli ihracat pazarları arasında yer alan MENA Bölgesi’nde istikrarın bir türlü sağlanamaması ve Çin gibi ülkelerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarını hiçe sayan agresif ihracat politikası gibi birçok zorluk Türk çelik sektörünün üretim ve ihracatını olumsuz etkiliyor. Bu olumsuz süreci atlatmak için üretimde kısmaya giden sektör, genel kapasite kullanım oranını yüzde 62 seviyesine kadar düşürdü. Bu oran ark ocaklı tesislerde ise yüzde 52’ye kadar geriledi.

Sektör, 2015 yılında genel kapasite kullanım oranını yüzde 62 seviyesine kadar düşürmek zorunda kaldı. Üretiminin yüzde 65’ini hurdaya dayalı ark ocaklı tesislerde yapan sektörün ark ocaklı tesislerinde kapasite kullanım oranı ise yüzde 52’ye kadar düştü. Türkiye’nin atıl kapasitesi üzerine yeni kapasite eklemesi ihracatının önündeki zorlukları daha da güçlendirmesi anlamı taşıdığını açıklayan ÇİB Başkanı Namık Ekinci, “Öncelikli olarak yapmamız gereken var olan kapasitemiz ile üretimimizi katma değeri yüksek ürünlere yönlendirmek. Aksi halde sektörün çıkmaza girmesi kaçınılmazdır.” dedi.

“Bu zor dönemde kesinlikle kapasite artırılmamalı”

Zaman zaman Türk çelik sektörünün kapasite artırdığı gibi gerçeği yansıtmayan açıklamalarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, “Son iki yıldır üretim ve ihracatımız üzerinde büyük bir baskı var. Gerek yurtdışından gerek yurtiçinden kaynaklanan birçok sorunla mücadele ediyoruz. Sektör olarak bu etkileri en aza indirmek amacıyla üretim kapasitemizi dahi düşürdük. Sektörümüz için mevcut ürün gamında kapasite artırmak gibi bir durum söz konusu olmamalı. Kapasite artırılması demek Türk çelik sektörü için zaten zorlu olan ihracat koşullarını daha da güçleştirmek demektir. Bunun yerine var olan kapasiteyi daha etkin ve verimli kullanacak şekilde katma değerli ürün üretimine yönlendirmeliyiz.” dedi.

Bu olumsuzları aşmak için sektördeki üretici ve ihracatçı firmaların büyük bir hassasiyet gösterdiğini vurgulayan Namık Ekinci, “Ancak katma değeri yüksek ürün üretimi ile köklü ve sürdürülebilir bir çözüme adım atmaya başlamış oluruz. Bu bağlamda üretim proseslerimizde de değişiklik yapılması gerekmektedir. Üretim proseslerinde yapılacak değişiklik ile üretim maliyetlerimizi düşürme ve katma değerli ürün üretme imkânına sahip olacağız. Böylece rekabetçi fiyatlarımız ile ihracatımız miktar bazında artacak ayrıca ithal ikamesi yaratılarak ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz gibi aynı ürünleri ihraç etme olanağımız da olacak. 20,6 milyon ton ithalatımız minimum seviyeye inmesiyle miktar bazında da ihracatımız artacak, tesislerimiz tam kapasite ile çalışma imkânına kavuşacak, ihraç birim fiyatlarımıza yansıyacak değer artışı ile daha çok döviz gelirimiz olacak.” diyerek açıklamalarına devam etti.

Çin’in Kapasite Fazlası Sektörü Tehdit Ediyor

Çin’in yarattığı aşırı kapasite fazlası nedeniyle Türk çelik endüstrisinin de tehdit altında olduğunu belirten Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci sözlerine şu şekilde tamamladı: “Çin serbest piyasa ekonomisine göre hareket etmiyor ve köklü bir şekilde kapasite düşürmeye gitmesi için uluslararası alandaki baskının artırılması gerekiyor. Türk çelik sektörü temsilcileri olarak bu durumun yarattığı olumsuzluğun giderilmesi için dünya çapında yapılan tüm çalışmaları destekliyoruz. Türkiye’de de Çin tehdidine karşı gerekli önlemlerin alınması için çalışmalar yürütüyoruz. Çin her ne pahasına olursa olsun üretmek ve tüketemediğini de ihraç etmek zorunda. Bu nedenle ürettiğini elinden çıkarmak için ihracatında herhangi bir kural gözetmiyor. Eğer bu duruma dur diyemezsek sadece Türk çelik üreticisi için değil çelik sanayisi olan ve ihracat yapan tüm ülkeler için tehdit oluşturmaya devam edecektir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir