TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL SANTRALİ: EFELER | Enerji ve Maden Dergisi

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL SANTRALİ: EFELER

24 Eylül 2015
Kategori
Son Haberler
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Güriş Holding’e ait ve Türkiye’nin en büyük jeotermal santrali olarak bilinen Efeler Jeotermal Santrali’nde 2’inci, 3’üncü üniteler devreye girdi.

Güriş Holding’e ait Efeler Jeotermal Santrali’nde (Efeler JES) 2’inci ve 3’üncü ünitelerin devreye girmesiyle, ilk üç ünitedeki üretim kapasitesi 92,4 megavat düzeyine ulaştı. Bu yatırım ile birlikte Güriş Holding, Türkiye’nin toplam jeotermal enerji üretiminin yüzde 25’ini karşılayacak.

Avrupa’da ikinci, Türkiye’de en büyük jeotermal santral olarak bilinen Efeler JES’in dördüncü ünitesinin Temmuz 2015’te, beşinci ünitesinin ise Ağustos 2015’te devreye alınması planlanıyor. Güriş Holding tarafından hizmete alınacak üniteler ile hem Aydın hem de Türkiye’nin enerji açığının büyük oranda kapanması öngörülüyor.

Efeler JES’in dördüncü ve beşinci üniteleri de 2015 yılı içerisinde devreye alınacak.

Yüzde 99,4 kapasiteyle Avrupa’nın en yüksek kullanım kapasitesine sahip Efeler JES için yaklaşık 120 bin metre sondaj yapıldı. 3206 metre derinliğinde kuyu açılan Efeler JES’te 2017 yılında 1200 megavat kurulu güce ulaşmak hedefleniyor. Tamamlandığında 232,3 megavat kapasiteye sahip olacak santral, bittiğinde yıllık 1920 gigavatsaat elektrik üretecek. Santralin yılda 825 bin iş yeri ile konutun elektrik ve ısınma ihtiyacını karşılaması bekleniyor.

Aydın’ın, Germencik ilçesindeki Efeler Jeotermal Santrali 2. ve 3. ünitelerinin açılış törenine katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yerli kaynakların dışa bağımlılığı azalttığı görüşünü dile getirdi.

Taner Yıldız, jeotermal santralleri ile bir milyar dolarlık daha az ithalat yapılacağını savundu. Aynı zamanda santrallerin ekipmanları, boruları, sera ve sondaj çalışmalarının yerli kaynaklarla beraber yapılması gerektiğine dikkati çeken Yıldız, “Özellikle kuyuların ilk açılma döneminde reenjeksiyonla alakalı problemler olduğu bana iletildi. Hem çevremize hem kendimize duyarlı olacağız. Bu çevredeki yerleşim birimlerine ve Aydın’a olan borcumuz. Reenjeksiyon kuyularının açılması zorunluluktur, bu kanunla beraber teyit edilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Yıldız, “Biz kapı kapı dolaşacağız; rüzgârın estiği, jeotermalin olduğu, suyun aktığı her yerde yerli kaynakları kullanacağız…”

“Biz kapı kapı dolaşacağız, rüzgârın estiği, jeotermalin olduğu, suyun aktığı her yerde yerli kaynakları kullanacağız.” diyen Yıldız şunları söyledi: “Önceki yıl yedi bin, geçen yıl beş bin, bu yıl 4200 megavat kapasiteye aldık, bunun yüzde 90’ı yerli kaynaklardan karşılandı. Ben Güriş Holding’e Türkiye’nin istikrarına duyduğu güvenden dolayı teşekkür ediyorum.”

Yetkililer tarafından doğru finansman ve yönetim ile jeotermal santrallerinde fizibilite çalışmaları sonucunda, temiz enerji olarak jeotermalin kaliteli bir şekilde üretilebileceği vurgulanıyor.

Yıldız, “Daha rahat yaşanabilir ülke için enerji politikalarını çevreye rağmen değil, çevreyle beraber yapıyoruz.”

Senkron Efeler Biyogaz Santrali Açıldı

Günde 6 bin büyükbaş hayvanın gübresinin işleneceği 2,4 megavat kapasiteli Senkron Efeler Biyogaz Santrali de İncirliova ilçesinde açıldı. Türkiye’nin ikinci büyük süt çiftliği olduğu bildirilen Söktaş Efeler Çiftliği’ne kurulan santral, Türkiye’nin ilk yüzde 100 hayvan gübresiyle çalışacak tesisi olarak öne çıkacak. Tesise gelen gübrenin yüzde 95’i gaza dönüşüp, yüzde 5’i ise sıvı ve katı gübre olarak işlenecek.

Senkron Efeler Biyogaz Santrali için yapılan törende konuşan ve Türkiye’nin enerji alanındaki kurulu gücünün 70 bin megavatları aştığına dikkat çeken Taner Yıldız, “Daha rahat yaşanabilir ülke için enerji politikalarını çevreye rağmen değil, çevreyle beraber yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yıldız, “Hayvansal atıklardan 1 yılda üretilebilecek enerji miktarı 1,4 milyon ton eş değer petrole denk geliyor.”

Yıldız, açılacak tesisin kapasitesinin kurulu güce göre az gözükse de çevre hassasiyetleriyle ön plana çıktığına dikkati çekerek; “Hayvansal atıklardan 1 yılda üretilebilecek enerji miktarı 1,4 milyon ton eş değer petrole denk geliyor. Türkiye’nin 125-130 milyon ton eş değer petrollük enerji yapılanması olduğunu düşünürsek, bunun ciddi rakam olduğunu hep beraber görürüz.” diye konuştu.

Biyogaz santralinin Türkiye için kazanç olduğuna değinen Yıldız şöyle devam etti: “Güneş, jeotermal, rüzgâr gibi kaynaklarımızda önem verdiğimiz yatırımların mutlaka biokütlede de oluşması lazım. Enerji kaynağı olan organik atıkların yenilenebilir enerji prosesleriyle değerlendirilmesi, ülkemiz için kazançtır.”

“Her bin metreküplük doğal gaz için 300-400 dolar veriyoruz.” diye belirten Yıldız, “Hem ithalatın azaltılması hem çevre hassasiyetinin oluşturulması için bu yapının gelişmesini sağlamamız lazım.” dedi.

termal_havuz

Termal Turizmde Jeotermal Kaynaklar

İnsan yaşamını tehdit eden boyutlara ulaşan, ancak sanayinin gelişmesi nedeniyle kullanım alanları hızla artan fosil yakıtlar dışında temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç da artmaktadır. Çevreye zarar vermeyen alternatif kaynaklara yönelmek; güneş, rüzgâr, jeotermal ve dalga gibi enerji kaynaklarından daha fazla yararlanmak, ülke ekonomisi için de büyük önem taşımaktadır.

İlk yatırım maliyeti düşük olan jeotermal enerjiden daha fazla yararlanılarak Türkiye’nin enerji alanındaki dışa bağımlılığı azaltılabilir.

Fosil kaynaklara oranla oldukça ucuz olan jeotermal enerji, dış piyasalardaki fiyat değişimlerinden etkilenmez. İlk yatırım maliyeti diğer doğal enerji kaynaklarına oranla daha düşük olan jeotermal enerji kullanılarak enerji alanındaki dışa bağımlılığı azaltmak mümkündür. Ayrıca ithalata bağımlı olan petrol, doğal gaz ve kömür gibi kaynakların yerine kullanıldığı için jeotermal kaynaklar döviz tasarrufu da sağlamaktadır.

Jeotermal kaynaklar, kurulan kaplıca tesisleriyle termal turizmde de kullanılmaktadır.

Ekonomik ve temiz doğal kaynaklardan biri olarak enerji üreticileri tarafından tercih edilen Jeotermal kaynaklar, kurulan kaplıca tesisleriyle termal turizmde de kullanılmaktadır. Mineralli içme suyu elde etme imkânı da tanıyan jeotermal kaynaklar, 30 dereceye kadar olan düşük sıcaklıklarda kültür balıkçılığına olanak tanır.

Yeryüzüne ısı pompalarıyla çıkarılan jeotermal enerji, ürün kurutma gibi çeşitli endüstriyel alanlarda da kullanılabilir. Ayrıca kimyasal maddelerin üretiminde de değerlendirilmektedir. Yerel olduğu için bölgesel gelişime katkı sağlayan ve kaynağı yerkabuğunun içinde olan jeotermal enerji, sıcak su santrallerinde elektrik üretimi, konut ya da seralarda ise ısıtma için kullanılır.

Temiz ve ucuz enerji sağlayan jeotermal kaynaklar son derece verimlidir.

Jeotermal enerjinin kesintisiz olarak güç üretebilmesi ve güvenilir bir kaynak olduğunun göstergesi olarak hava değişimlerinden etkilenmemesi diğer avantajlarıdır. Yapılan yatırımın geri dönüş süresinin oldukça kısa, ‘kullanım kayıp oranı’nın da düşük olması nedeniyle jeotermal enerji, son derece verimlidir.

Doğal kaynaklar kullanıldığı ve dışa bağımlı olmadığı için bulunduğu bölgeye temiz, ucuz enerji sağlayan jeotermal kaynaklar çevre dostudur. Yüksek verimlilikle kullanılabilen jeotermal kaynaklar, suyun ısıtılması ve buharlaştırılması için fosil enerjiye ihtiyaç duymaz. Kullanılan jeotermal akışkanın çevre sorunu yaratmaması için yeraltına geri basım (reenjeksiyon) uygulaması geliştirilmiştir.

jeotermal_enerji

Jeotermal Enerji Üretimindeki Sorunlar

Tüm enerji kaynaklarında olduğu gibi jeotermal kaynakların da önemli avantajlarının yanı sıra olumsuz özellikleri bulunmaktadır. Jeotermal enerji yerinde kullanılabilen bir enerji kaynağıdır ancak üretilebileceği alanların pek çoğu, enerjinin kullanılacağı yerleşim yerlerine oldukça uzaktır.

Jeolojik bir sorunla karşılaşılabilme ihtimalinin olduğu santrallerde ısı kaynağı çoğunlukla bir çeşit volkanik aktiviteye yakındır. Ayrıca ısının elektriğe dönüştürülmesi sırasında yan ürün olarak bazı kimyasallar ortaya çıkabilir ya da santralin inşası sırasında zehirli gazlar dışarıya sızabilir.

Jeotermal ısının neden olabileceği önemli sorunlardan biri, korozyondur.

Demir  ve alaşımsız  adi karbon çeliklerinin kolayca çeşitli ortamlarda korozyona uğrayıp, paslandığı bilinmektedir. Bu nedenle jeotermal ısının neden olabileceği önemli sorunlardan biri, korozyondur. Çevre dostu bir kaynak olmakla birlikte jeotermal akışkanın paslanmaya, çürümeye, kireçlenmeye yani kabuklaşmaya yol açması dikkat gerektiren hususlardan biri olmaktadır. Ayrıca içeriğindeki bor yüzünden yüzey sularını kirletmesinin yanı sıra CO2, H2S gibi maddeleri barındırması, santralin inşası ve enerji üretimi sırasında teknolojik önlemlerin alınmasını gerektirmektedir.

Comments are closed.