JEOTERMAL KAYNAKLARDAN ELEKTRİK ÜRETİMİNE YOĞUN İLGİ SÜRÜYOR | Enerji ve Maden Dergisi

JEOTERMAL KAYNAKLARDAN ELEKTRİK ÜRETİMİNE YOĞUN İLGİ SÜRÜYOR

22 Eylül 2015
Kategori
Yazarlarımız
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Ülkemiz; jeotermal kaynaklar açısından zengin sayılabilecek bir ülke olmasına karşın, yasal düzenlemelerin yeterli olmaması nedeniyle uzun bir süre jeotermal kaynaklardan yeterince yararlanmadı. 2007 yılında yürürlüğe giren 5686 sayılı “Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu” sonrasında jeotermal faaliyetlerde hızlı bir gelişme yaşanmaya başlandı. O güne kadar MTA Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan jeotermal arama faaliyetine özel sektör de katıldı. Ülkemizdeki sondaj makinelerinin yetersiz kalması ile yurtdışından da makineler getirildi ve 4000 m. derinliğe kadar sondajlar yapılmaya başlandı. Bu ilginin bir sonucu olarak; MTA Genel Müdürlüğü tarafından ihale ile devredilen elektrik üretimine uygun jeotermal sahalar çok yüksek bedellerle satıldı. Bu sahaların önemli bir kısmında arama faaliyetleri süratle tamamlandı ve sahalar işletmeye alındı.

Özel sektörün jeotermal kaynaklara bu denli yoğun bir ilgi göstermesinin sebeplerine bakacak olursak;

  1. Hiçbir yasal düzenlemesi olmayan jeotermal faaliyetlerin 2007 yılında yürürlüğe giren 5686 sayılı “Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu” ile eksik de olsa bir yasal düzenlemeye kavuşması,
  2. Jeotermal Kanunu ile sadece MTA’nın görev kapsamında olan jeotermal kaynakların aranmasının özel sektöre de açılmış olması,
  3. Jeotermal kaynaklardan elektrik üretiminin “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun” ile desteklenmesi, bu kapsamda jeotermal kaynaklardan üretilen elektrik için 10,5 ABD dolar-cent alım garantisi getirilmesi,
  4. Jeotermal kaynaklardan elektrik üreten tesislerin baz santraller gibi yılda 8000 saatin üzerinde çalışabilmesi ve üretimin diğer yenilenebilir kaynaklardan farklı olarak mevsimsel olarak değişiklik göstermemesi,
  5. Kurulu güç bazında ilk yatırım maliyetinin rüzgâr ve hidrolik kaynaklara göre daha yüksek görünmesine karşın, üretilen birim elektrik üretimi bazında çok daha düşük olması,
  6. Daha düşük sıcaklıklı sahalardan da elektrik üretiminin teknik ve ekonomik olarak yapılabilir hale gelmesi,
  7. Elektrik üretimine başlayan jeotermal tesislerin kârlılığının piyasa tarafından da gözlenmesi,

hususlarının etkili olduğunu söylemek mümkündür.

Bu ilginin bir sonucunu da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) jeotermal kaynaklardan elektrik üretimi için yapılan başvurulardan gözlemek mümkündür.

Aşağıdaki tabloda halen işletmede olan jeotermal enerjiye dayalı üretim tesisleri verilmektedir.  Tablodan görüleceği üzere jeotermal kaynağa dayalı 15 tesis halen işletmede olup toplam kurulu gücümüz 472,4 MW olmuştur.

Tablo 1. İşletmede Olan Jeotermal Enerjiye Dayalı Üretim Tesisleri (EPDK web sitesi verileri)

tesisler

Aşağıdaki tabloda ise lisans alan ve inşa halinde olan jeotermal enerji kullanılan üretim tesisleri yer almaktadır.

Tablo 2. Lisans Alan ve İnşa Halinde Olan Jeotermal Enerjiye Dayalı Üretim Tesisleri (EPDK web sitesi verileri)

tesisler_2

Tablodan da görüleceği üzere inşa halinde olan 279 MW kurulu gücünde 12 tesisin işletmeye girmesi ile birlikte toplam tesis sayısının 27’ye, toplam kurulu gücün de 751,4 MW’a ulaşması beklenmektedir.

İşletmedeki ve inşa halindeki projelere ek olarak 26 adet proje için EPDK’dan ön lisans alınmış ve elektrik üretim tesisi kurmak üzere faaliyetler sürdürülmektedir. Bu projeler aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo 3. Ön Lisanslı Jeotermal Enerjiye Dayalı Üretim Tesisleri (EPDK web sitesi verileri)

tablo_3

Jeotermal kaynakların birçok doğrudan kullanım imkânı olmasına karşın elektrik üretimi, sera ısıtma ve kaplıca dışında yaygın olarak kullanıldığını söylemek mümkün değildir. Nitekim jeotermal kaynaklardan elektrik üretimi hızlı bir şekilde artarken jeotermal kaynakların doğrudan kullanımında aynı hızlı artışı göremiyoruz. Bunun sebeplerine bakacak olursak; öncelikle jeotermal kaynaklardan elektrik üretiminin son derece kârlı bir yatırım olması sebebiyle, özel şirketlerin öncelikle elektrik üretimine uygun jeotermal sahalara yöneldiklerini görüyoruz. 10,5 usd c/kWh alım fiyat garantisi olması ve yılda 8000 saatin üzerinde çalışması nedeniyle elektrik üretimine uygun yüksek sıcaklıklı sahalara talep yüksek olmuştur. Ancak yüksek sıcaklıklı sahaların keşfinde son zamanlarda bir azalma olduğu, bu nedenle şirketlerin elektrik üretimine uygun rezervuarların olduğu düşünülen Çanakkale-Tuzla/Ayvacık, Kütahya-Simav/Şaphane, Bitlis-Nemrut gibi yeni sahalara yöneldiği gözlenmektedir.

Elektrik üretiminin yanı sıra jeotermal ısıtmalı teknolojik sera yatırımında da bir gelişme olduğunu söylemek mümkündür. Elektrik üretimi faaliyetinde bulunan firmaların, ek faaliyet olarak seracılığa yöneldikleri veya elektrik üretimine uygun sıcaklıkta kaynak bulunmayan sahalarda sera yatırımı yapıldığı gözlenmektedir. Tüm bu gelişmelere rağmen jeotermal ısıtmalı sera alanı halen son derece düşük olup, 2012 yılında 2811 dekar alanın jeotermal kaynaklar ile ısıtıldığı görülmektedir. 10. Kalkınma Planında bu rakamın 2018 yılında 6000 dekara çıkarılması planlanmıştır.

Jeotermal kaynaklardan konut ısıtmacılığı ise ne yazık ki Jeotermal Kanununa rağmen hiç gelişmemektedir. Konut ısıtmacılığının özel sektör için kârlı bir yatırım olmaması, konut ısıtmacılığında hiçbir destek mekanizması bulunmaması gibi nedenler, konut ısıtmacılığının önünü tıkamaktadır.

Sektörün çözüm bekleyen bazı sorunları ve çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır:

  • Jeotermal kaynakların ruhsatlandırılması, Maden Kanununa benzer şekilde koordinat bazında ve 5000 hektarı geçmeyecek şekilde yapılmaktadır. Bu düzenleme neticesinde, aynı havzada birden çok ruhsat verilebilmektedir. Jeotermal kaynağın doğası gereği aynı havzada yer alan ve aynı kaynaktan beslenen mücavir sahaların birbirini etkilemesi kaçınılmazdır.
  • Jeotermal amaçlı sondaj; ithal girdi oranı yüksek, dışa bağımlı ve oldukça masraflı bir işlemdir. Arama döneminde jeotermal amaçlı sondaj malzemelerinin ithalinde gümrük vergisi ve KDV muafiyeti gibi desteklerin sağlanması, büyük risk alarak arama yapan şirketlerin riskini biraz olsun hafifletecektir.
  • Jeotermal sondajların yapılmasına ilişkin hiçbir düzenleme yoktur. Jeotermal sondajlarda kullanılacak sondaj makineleri ile ekipmanların asgari nitelikleri, kuyu tasarım ve teçhizi gibi konuları düzenleyen, çevreyi ve rezervuarı korumaya yönelik hükümler içeren bir yönetmelik veya tebliğin acilen düzenlenmesi gerekmektedir.
  • Reenjeksiyon konusunda düzenleme olmasına rağmen, bazı işletmecilerin reenjeksiyon yapmaktan kaçındıkları ve atık akışkanı çevreye deşarj ettikleri yönünde şikâyetler giderek yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede denetimler sıklaştırılmalı ve jeotermal enerjinin geleceğini olumsuz etkileyecek bu tür davranışlara kesinlikle izin verilmemelidir.
  • Ülkemizdeki jeotermal kaynakların büyük bir kısmının orta sıcaklıkta sahalar olduğu göz önüne alındığında, elektrik üretiminin yanı sıra doğrudan kullanımı, özellikle de konut ısıtmacılığını destekleyecek mekanizmaların oluşturulması önemlidir.
  • Yenilenebilir Enerji Kanununda yerli imalat kalemlerinin ikili çevrim santrallerinin teknik özellilerine göre yeniden düzenlenmesi ve yerli imalat oranına göre kademeli destek verilmesinin de yararlı olacağı düşünülmektedir.
  • MTA Genel Müdürlüğü, ruhsat alıp arama yapan ve sektördeki şirketlere rakip olan bir yapıda değil, sektörde faaliyet gösteren firmalara, bilgi birikimi ve deneyimiyle yardımcı olan ve gerektiğinde devletin denetim görevini yerine getiren, teknoloji geliştiren, sektörde uzman bir kuruluş olarak yer almalıdır.
  • Jeotermal enerjiye yönelik olarak faaliyet gösteren MİGEM benzeri bir kuruluş kurulmalı ve uzman kadro ile takviye edilerek etkin denetim yapılması sağlanmalıdır.

Yukarıda belirtilen öneriler, sektörün tüm paydaşlarıyla, (kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve sektörde faaliyet gösteren şirketler)  sağlanacak uzlaşma sonrasında hayata geçirilmelidir. Böylece, zengin jeotermal kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanma imkânı doğacaktır.

Saffet DURAK

Enerji Uzmanı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir