MADENLERİN EKONOMİ VE KALKINMADAKİ ÖNEMİ – TÜRKİYE’DE BUGÜNKÜ DURUM | Enerji ve Maden Dergisi

MADENLERİN EKONOMİ VE KALKINMADAKİ ÖNEMİ – TÜRKİYE’DE BUGÜNKÜ DURUM

28 Eylül 2015
Kategori
Yazarlarımız
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Doğal kaynakların insan ve toplum yaşamındaki önemi bilinmektedir. Yaşamı fonksiyonel hale getiren araç ve gereçlerin yüzde 90’ı doğal kaynaklardan, özellikle de madenlerden sağlanmaktadır. Toplumların refah ve gelişmişlik düzeyleri ile madencilik faaliyetleri arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır. İnsanlar ilk çağlardan itibaren madencilik faaliyetlerine ve madenlerden yararlanmaya başlamışlar, bu faaliyetlerin sonucunda da medeniyetin doğuşunu sağlamışlardır. Günümüzün gelişmiş ülkeleri, madenlerini 16. yüzyıldan itibaren etkin şekilde üretmişler ve sonucunda 18. yüzyılda endüstri devrimini gerçekleştirmişlerdir. Türkiye gibi madenlerini yeterince üretemeyip, endüstrisini geliştiremeyen ülkeler ise gelişmiş ülkelerin pazarı konumunda kalmışlardır. Uzay çağı ve sanayi ötesi bilgi toplumunun doğuşu da maden ürünlerinden sağlanan özel metal, alaşım ve malzemeler sayesinde gerçekleşmiştir.

Ülkelerin kalkınma ve ekonomik gelişiminde önemli yeri olan madencilik ve entegre üretim sanayii, en büyük katma değeri yaratmaktadır. Gelişmiş ülkelerde halen GSMH’da madenciliğin payı; ABD’de %4.5, Federal Almanya’da %4.0, Kanada’da %7.6,  Avustralya’da  %8.7, BDT’da %14, Çin’de %15, Hindistan’da %15, Türkiye’de hammadde olarak %1,5 ve entegre ürünlerle birlikte %3.5 düzeyindedir. Görüldüğü gibi Türkiye`de madencilik, olması gereken yerden oldukça uzaktadır. İyi bir stratejik planlama ve özendirme ile bugünkünden çok ileri noktalara taşınabilir. Ülkemizin gerçekten kalkınması, cari açığın ortadan kaldırılması ve refahın tüm ülke düzeyine yayılması, ülke madenlerinin işletilmesi ve metal üretim endüstrinin kurulmasına bağlıdır.

Türkiye’nin Maden Potansiyeli

Türkiye Bor, zeolit, pomza, selestit gibi madenlerde dünyanın en büyük rezervlerine sahip bulunmakta; krom, manyezit, toryum, nadir topraklar, barit, kil, kömür, feldspat ve bazı endüstriyel hammaddeler ile doğaltaş rezerv varlığında, dünyanın söz sahibi ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde 70’in üzerinde maden çeşidi bulunmaktadır.

Anadolu’ya ‘Küçük Asya’ isminin verilmesi ve çok sayıda medeniyetin bu topraklar üzerinde kurulması, doğal kaynaklarla yakından ilgilidir. Türkiye’nin bugünkü verilerle, 4 trilyon doların üzerinde maden varlığına sahip olduğu hesaplanmaktadır. 2014 yılında, ülkemizde madenciliğin GSMH’daki payı, %1,5 düzeyindedir. Türkiye’de 2014 yılı sonu itibarı ile 7.500 civarı arama, 13.500 civarı işletme olmak üzere 21.000 civarında maden ruhsatı, 8.400 civarında  üretim yapan maden işletmesi bulunmaktadır.

Türkiye’nin Maden Üretim ve Tüketimi

Türkiye’nin 2014 yılı toplam maden üretimi, kırmataş ve çimento hammaddeleri dahil 500.000.000 ton civarında olup, değeri 17 milyar dolar düzeyindedir. Bunun 4.647 milyar doları dış satım olarak gerçekleşmiştir.

Kırmataş, çimento hammaddeleri ve kömürün tamamı, mermer ve doğal taşın yarısı yurt içinde tüketilmektedir. Diğer madenler ise, büyük ölçüde ihraç edilmektedir. İç tüketimin toplam değeri 12 milyar dolar civarındadır.

Entegre demir-çelik, bakır, alüminyum, seramik, şişecam, çimento, ferrokrom, krom kimyasalları, bor kimyasalları, doğal soda tamamen maden ürünlerinden üretilmektedir. Bu ürünler maden ihracatı ve üretimi içinde yer almamakta, başka sanayi dallarında gösterilmektedir. Entegre ürünlerle birlikte 2014 yılı maden ürünleri değeri, 25 milyar dolar civarında olmuştur.

İthal Edilen Maden Ürünleri ve Enerjinin Cari Açıktaki Payı

Büyük bir bölümünün ülkemizde üretimi mümkün iken, ithal edilerek karşılanan maden ürünleri ve enerji hammaddeleri için 2013 yılında yaklaşık 100 milyar dolar ödenmiştir. Bu meblağ, cari açığın tamamından fazla olup, ithalattaki payı ise, %40 civarındadır.

Bilindiği gibi, ülkemizin enerjideki dışa bağımlılığı %75 civarında olup, 2013 yılındaki enerji ithalatı cari açıkta %86 gibi önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye’nin bilinen kömür rezervleri; 14.5 milyar tonu linyit, 1 milyar tonu taşkömürü olmak üzere 15.5 milyar ton civarındadır. Yeterli aramalar yapıldığında bu rezerv daha da artacaktır. Buna karşın ülkenin bilinen doğalgaz ve petrol rezervleri çok küçük boyutlardadır. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, cari açığın da azalmasına neden olacaktır. 

Sonuç

Maden ürünleri, katma değeri en yüksek olan ürünlerdir. Bu nedenle madencilik, kaynak yaratmada birinci sırada gelen bir sektördür. Uç ürünlere gidildikçe, katma değeri büyük oranlarda artma gösterir. Örneğin: hurdadan üretilen demir-çeliğin katma değeri %30’lar civarında iken, demir cevherinden entegre tesislerde üretilen demir-çeliğin katma değeri %150 düzeyine yükselmektedir.

Madencilik, genellikle kırsal alanlarda sürdürülen bir faaliyettir. Ülkemizde yaşanan çeşitli olumsuzlukların temel nedenlerinden biri, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkıdır. Geri kalmış yörelerde yapılacak madencilik yatırımları, arama döneminden başlayarak bölgeye dinamizm getirecek, aramaların olumlu sonuçlanması halinde açılacak işletmeler, yeni çekim alanlarının çekirdeğini oluşturacaktır. Üretilecek hammaddeler veya yarı mamul maddeler, yine bu bölgelerde ilgili sanayinin kurulmasına katkıda bulunacaktır. Böylece oluşturulan istihdam alanları, iç göçü engelleyecektir.

Ülkedeki maden varlıklarına ve maden üretimi ile en büyük katma değer sağlanmasına karşın, Türkiye madencilikte geri kalmıştır. Bunun nedeni, Atatürk dönemi hariç, ekonominin dış etkilere ve yönlendirmelere açık olmasıdır. Son olarak, 2012 Haziran ayında yayınlanan Başbakanlık genelgesi ile madenlerin ruhsatlandırılması, devri ve orman izinleri, yasalara aykırı olarak, Başbakanlık onayına bağlanmıştır. Bu durum, yerli ve yabancı sermayeyi yatırım yapmaktan caydırmış ve maden üretimi ile ihracatı azalmıştır. Bu yanlıştan dönülmediği takdirde madenciliğin geleceği daha da karanlık olacaktır. Umudumuz bu uygulamadan hızla vazgeçilmesidir.

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nca yapılan stratejik çalışmaya göre, madenciliğin GSMH içindeki payının 10 yılda %4’e yükselmesi ve kalkınma hızının %5 olması varsayıldığında; on yılda 30 milyar dolar yatırım yapılarak, madencilik geliri, 10 milyar dolar/yıl dış satım olmak üzere, 40 milyar dolar/yıl düzeyine yükselecektir. Görüldüğü gibi Türkiye’nin gerçekten kalkınması ve halkın refah düzeyinin yükselmesi, ülke doğal kaynaklarının yeterince üretimine ve kullanımına bağlıdır.

Prof. Dr. Güven ÖNAL

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı

Yönetim Kurulu Başkanı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir