KONUT SAHİBİ OLMAK YA DA OL(A)MAMAK | Enerji ve Maden DergisiEnerji ve Maden Dergisi

KONUT SAHİBİ OLMAK YA DA OL(A)MAMAK | Enerji ve Maden Dergisi

26 Kasım 2016
Kategori
Son Haberler
Comments 0

Etiketler , , , , ,

Konut Konferansı 2016, ‘Konut Sahibi Olmak Ya Da Ol(a)mamak’ temasıyla 22 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşti.

Yapı-Endüstri Merkezi tarafından Viega sponsorluğunda yedincisi düzenlenen 600’ü aşkın izleyicinin takip ettiği Konut Konferansı 2016; yapı, gayrimenkul, inşaat, tasarım ve mimarlık gibi alanların önde gelen temsilcilerinin katılımıyla 22 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşti. ‘Konut Sahibi Olmak Ya Da Ol(a)mamak’ temalı konferans sektör ve basın tarafından ilgiyle takip edilerek yüzlerce izleyiciye ev sahipliği yaptı.

İkinci El Fiyatlarında Düzelme Olur

Reidin Türkiye Ülke Müdürü Kerim Alain Bertrand’ın yönettiği ‘Konut Yatırımları’nda 5N1K’ başlıklı ilk oturumda; Kentsel dönüşümün arzın niteliğinde sunduğu değişim masaya yatırıldı. Panelin katılımcılarından Cushman Wakefield Türkiye Araştırma Direktörü Dr. Dilek Pekdemir, 1970’lere kıyasla aile yapısının değiştiğine dikkat çekti. Ortalama aile üyesi sayısının 5.7’den 3.6’ya düştüğünü hatırlatan Pekdemir: “1970’lerde yılda 70 bin konut üretilirken 2000’lerde 245 bin, 2010’da 400 bin, geçen yıl ise 700 bine yakın konut üretildiğini görüyoruz. Sektörün durumuna dönüşümden ziyade yenileme diyebiliyorum. Bu tam olarak bir kentsel dönüşüm değil. Şu an binaları yıkıp yeniden yapıyoruz. Depremin ardından 2000 sonrası yapı kalitesiyle ilgili standartlar geldi. Konut stokunun sadece yüzde 8’i yani dört aileden birisi, 2000 sonrası üretilen binalarda yaşıyor. Demek ki kentsel dönüşüme ihtiyaç var” diye konuştu. Hiçbir alternatif yatırım ürününün konut kadar getiri sağlamadığını belirten Pekdemir, “Bu nedenle konut üretimi artıyor ama satışların yüzde 60’ının ikinci el konutlar olduğunu görüyoruz. Ben ikinci el konutların fiyat artışlarında düzelme olur diye düşünüyorum” dedi.

Yenileme Alan Bazlı Olmalı!

Atlas Proje Geliştirme ve Yönetimi Şirketi Başkanı Tavit Köletavitoğlu “Bir kent için makro plan, alt yapı ve üst yapıyla ilgili senaryo yazılmıyorsa bu boşluğu kaos doldurur. Plan olmayınca insanlar canlarının istediği gibi hareket ediyor. Medeni ülkelerde aynı sokakta üç tane bina yenilenmez. İstanbul’da en kolay hareket eden araçlar vinçler ve iş makineleri. Kent yönetimi yaşayanların hayat kalitesini zedeleyen her şeyi minimize etmek mecburiyetindendir. Bu eksiği tamamlamak için yasal bir düzenleme yok, yapılmalı. Aksi halde bir nesil yenilemenin çirkinlikleriyle yaşamak durumunda kalır. Medeni toplumlar yasalarla, kurallarla değil; müeyyidelerle, uygulamalarla yönetilir. Yanlış yapanla doğru yapanın ayrılmasıyla yönetilirler” diye konuştu. Çok ciddi şekilde kentsel dönüşüm ihtiyacı olduğunu söyleyen Köletavitoğlu İspanya’daki alan bazlı yapılan yenilemeyi örnek gösterdi ve sözlerine şöyle devam etti: “Yüzde 25 fazlalık, finansmanda kullanılıyor. Bu şekilde bölgenin ormanı ya da denizi daha sağlıklı kullanılıyor. İstanbul’da hiçbir örneğini yaşayamadık bunun. Alt yapı ve alan bazlı oldu mu başka bir şey oluyor.”

İş Finansmana Dayanıyor

Almanya’daki yenilemeyi örnek gösteren İstanbul Üniversitesi İşletme Fak. Finans Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ali Hepşen ise “1971’de bir mastır plan yürürlüğe girmiş. O tarihten bugüne kadar 30 yıllık süreçte yenileme süreçleri başlatmışlar. Bir yenileme sürecinin planlaması bile 10 yıl. Ekolojik dengeyi bozmadan canlılar naklediliyor. Yenilemeye karşı çıkan bir hak sahibi varsa süreç durduruluyor” dedi. Deprem olgusunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan Hepşen, yapı stokunun sadece yüzde 8’inin 2000 yılı sonrasında inşa edildiğini hatırlattı ve ekledi: “Kaynak olmadan işin finansmanını sağlamak mümkün değil. Neticede daha yaşanabilir bir çevre için parsel bazlı dönüşümlerden ziyade alan bazlı olması gerektiğini görüyoruz. Alan bazlı dönüşümlerde iş finansmana dayanıyor. Almanya’da tek kullandıkları kaynak var Avrupa Birliği fonları. Önümüzdeki dönemi şekillendirecek en önemli konulardan bir tanesi finansman olacaktır. AB fonları kullanımı konusunda araştırma olmadığını gözlemliyoruz. Yılda 15-16 milyar dolarlık finansman ihtiyacı var. Tüm kentsel dönüşüm alanlarının yenilenmesi 20 yılda 400-500 milyar dolarlık finansman yükü bulunuyor. Böyle bir sermayenin bulunabilmesi için sermaye piyasası enstrümanlarının kanunlarda yer bulması gerekiyor” diyerek sözlerini noktaladı.

Doların Artması Fiyat Avantajı Sağlayacak

Oturumda son olarak sözü alan DKY İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Tevfik Türel, “Asıl planlama vizyon koyabilmektir. Bugünkü Dubai 1995 yılında yaratılan vizyonun sonucudur. Bizim planlarımızda en büyük eksiklik bir vizyon ortaya koyabilmektir. İçerik anlamda statükoyu korumak plan değildir. Vizyon tartışılabilir, o vizyon ortaya konduktan sonra ona göre altyapınızı yaparsınız. Hedef koyacaksınız ki oraya doğru gideceksiniz. Kaynaklarımız da bu plansızlık yüzünden yanlış yönlendiriliyor” diyerek sözlerine başladı. 2016 başından itibaren fiyatlarda artış olmadığını hatırlatan Türel, “Bu düşüş sona geldi. Önümüzdeki dört beş ay içinde fiyat avantajı var piyasada. Daha sert bir düşüşü destekleyecek bir veri görmüyorum. Doların artmasıyla çimento ve demir fiyatlarının artması fiyatları yukarı doğru taşıyacaktır. İmkânı olanlar için ciddi fırsatlar var. Artı konut kredilerinde 0.90 faiz oranları söz konusu” diye konuştu.

“Bina tamamlama sigortası çok önemli”

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Gümrük ve Ticaret Uzmanı Derya Güngör Özçelebi “Ne kadar çalışırsak çalışalım ciddi bir güvensizlik var. Tüketici yüksek miktardaki tasarrufunu şirkete emanet ediyor ve bunun karşılığında teminat görmek istiyor” diyerek konuşmasına başladı ve önemli tavsiyelerde bulundu: “Bina tamamlama sigortası çok önemli. Firmaya elden verdiğiniz para kayıt altına alınmadığı sürece hakkınızı arayamazsınız. Ödeme alınmasının sözleşmenin imzalanmasına bağlı olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Biz ne düzenleme yaparsak yapalım tüketicinin bilgilendirilmesi önem taşıyor. Sözleşme imzalamadan önce okunmalı. İlgili mevzuata bakılabilir. Gerekirse danışmanlık almalı. Kendisini korumak için yapılan mevzuatı atlatmaya çalışan var. Kayıt altına girmemek için daha büyük bir bedel ödeniyor. Sonra devletin koruması bekleniyor. Gerçek rakamı getirmek lazım… Özellikle Anadolu’da önemli problemler var. Ücretli danışmanlık alamıyorsanız kamu kurumlarından da bu konularda bilgi alabilirsiniz.

Barınma Sorununa Çözüm İçin Köyler Oluşturulmalı

Türkiye’de barınma ihtiyacının patolojik bir durumda olduğunu söyleyen GİİP Genel Sekreteri/ Kandemir & Partners Avukatlık Bürosu Kurucusu Av. Mehmet Ali Kandemir bu soruna çözüm önerileri getirdi. “Tarım arazileri verimli hale getirilmeli, nüfusu 1.000 ile 2.000 arasında değişen köyler oluşturulmalı ve büyük şehirdeki nüfus bu köylere kaydırılmalı. Bunun için teşvik politikaları uygulanmalı. Bu sağlandıktan sonra sosyal konut sağlıklı hale gelecek ve barınma sorunu kaldırılmış olacak” diyen Kandemir bireylerin ise öncelikle proaktif duruş sergilemesini istedi ve “Genç neslin; yaşam maliyetinin düşük olduğu kentlere yerleşmesi, konut edinmek için alternatif yollar geliştirmesi, siyasi irade üzerinde sosyal konut projeleri için baskı yapması çözüm olabilir” dedi.

“Yüksek fiyat isteyenlerin ellerindeki arsalarını şimdiden satmalarını tavsiye ediyorum”

Panelin diğer önemli konuşmacılarından AMSTAR Ülke Müdürü ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Zafer Baysal ise “Askeri arazilerin bir kısmı park yapılacak bir kısmı arz edilecek. Yüksek fiyat isteyenlerin ellerindeki arsalarını şimdiden satmalarını tavsiye ediyorum” dedi. Yeni nesil Y kuşağının bağımsız yapısıyla kiracı profili çizdiğini belirten Baysal, “Y kuşağının yaşayamayacağı bir artı bir, penceresi açılmayan kafes gibi bir yere davet edeceksiniz. Duramaz ki. Klostrofobik bir ortam sosyokültürel faktörleri de göz önüne almalı” dedi. Baysal sözlerini şöyle noktaladı: “İşsizlikte dünyada ilk 10’dayız. İstihdamı artırmanın yolu yatırım ve ülkenin geleceğine olan güvenimiz. Yabancı yatırımcılar açısından cazip olabilmek gerekiyor. Evrensel hukuk ve hukuk özgürlüğü finansal etkiler kadar önemli. Bunların da tekrar gündeme gelmesiyle yabancı yatırımcıyı cezbeden bir ülke olacak umarım.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir